PJAK:
PKKnın Yeni
Bölgesel Misyon Arayışı
Arif KESKİN
akeskin@asam.org.tr
PJAK (Kürdistan Özgür Hayat Partisi), bugünlerde PKK, Kuzey Irak, sınır ötesi operasyon ve ABD-Türkiye-İran ilişkileri eksenindeki her tartışmada gündeme gelmektedir. PJAKın bu tartışmalardaki rolü ise PKKnın bölgedeki varlığını, yönünü ve kaderini belirleyebilecek anahtar kavram gibi görünmektedir. Son dönemde bu kadar önemli hale gelen örgüt hakkında çok fazla bilgi bulunmamakta, soru işaretleri kafaları kurcalamaktadır. PJAKın doğuşu ve kuruluş süreci; PKK, İran, Kuzey Irak ve ABD ile ilişkileri hakkında çözülmesi gereken birçok düğüm bulunmaktadır. Bu yazının amacı bu soruları yanıtlamaya çalışmaktır. Çalışma dört kısa bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde örgütün kuruluş süreci ve amaçları ele alınacaktır. İkinci bölümde PJAKı bölgesel bir güce dönüştüren ortam ve etkenler analiz edilmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde PKKnın Yeni Misyon arayışı ve sonraki bölümde de PJAKın İran iç siyaset denklemindeki konumu incelenecektir. Çalışma kısa bir genel değerlendirme bölümüyle sonuçlandırılacaktır.
Kuruluş ve Amaçları
Abdullah Öcalanın yakalanması PKK
terör örgütünü belli bir süre şaşkınlığa ve
belirsizliğe sürüklemiştir. Örgüt, 2002de KADEK ve 2003de
KONGRE-GEL isimleri altında bu krizden çıkma çabasına girmiştir.
Bu dönemde PKK sadece örgütsel olarak değil düşünsel olarak da
bir bunalım içine girmiştir. Bu aşamada, Abdullah Öcalan tarafından
Demokratik-ekolojik toplum ve bu çerçevede Demokratik konfederalizm
tezi ortaya atılmıştır. Bu tez aslında PKKnın
uzun süredir savunduğu Büyük Kürdistan hayalinden koptuğunu
göstermekte ve bölgedeki dört ülkede yaşayan Kürtlere konfederalizm
modeli bir yönetim önerilmekteydi. Bu yaklaşım, Kürt sorununa
yaşadıkları ülkeler sınırları içinde bir çözüm
arayışı idi. KONGRE-GEL 2003de bu öneri temelinde bir çatı
örgüt olarak kurulmuştur. Bu çatı altında, Kürtlerin yaşadıkları
dört ülkede kendilerine özgü örgütlenme ve parti kurma düşüncesi gündeme
getirilmiştir. Bu çerçevede Türkiye için KADEK, İran için PJAK,
Irakta Demokratik Çözüm Partisi, Suriye için ise Demokratik Birlik
Partisi kurulması kararı alınmıştır.[i]
Bir süre sonra KONGRE-GEL ve KADEK fikri ortadan kaldırılarak PKK
ismine geri dönülmüştür. Suriyede kurulan parti ise istenilen sonucu
alamamıştır. Bunun nedeni, Suriyeli PKKlıların örgütten
ayrılarak Demokratik Birlik Partisine katılmaları sonucu örgütün
zayıflama ihtimaliydi. Irakta DÇP güç kazanmaya başlamış,
İranda ise PJAK başarılı olmuştur.
PJAKın kuruluş tarihi ile ilgili
çok farklı açıklamalar mevcuttur. Kurucularına göre kurulma düşüncesi
1993de doğmuştur.[ii]
Ancak PJAKın kuruluşu, İran-PKK arasındaki ilişkiler
nedeni ile uzun süre ertelenmiştir. Bununla birlikte, sözü geçen ilişki,
aynı zamanda PJAKın doğuş sürecine giden yolu da açmıştır.
İran, PKK terör örgütüne uzun süre İran içinde siyasal faaliyet
gösterme olanağı sunmuştur. İran bu destek sayesinde, kendi
Kürt muhalif gruplarına karşı PKKdan istihbarat desteği
almış ve bazen de bunlara yönelik ortak operasyonlar düzenlemişlerdir.
Bu, aynı zamanda, İranın Türkiyeyi zayıflatmak doğrultusunda
PKKyı desteklediği döneme denk düşmektedir. PKK İranda
kolayca propaganda olanağı bulmuş, hatta Abdullah Öcalanın
kitapları Kültür Bakanlığı onayı ile yayımlanmıştır.
PKKnın çalışmaları bununla da sınırlı
kalmamış, İranda bir Kürt Enstitüsü ve Türkiye-İran sınırında
Mokriyan ismini taşıyan bir Kürt ili kurulması gibi girişimleri
de olmuştur. Ayrıca Kürt öğrenciler
ve milletvekilleri ile ilişkiler geliştirmiştir. Bu girişimler
1997de Hateminin iktidara gelmesi ile çok boyutlu hale gelmiştir
Hateminin demokratikleşme söylemi Kürtlere yeni olanaklar sunmuştur.
Reformcular, Kürtlerin durumunun iyileştirilmesi konusunda vaatlerde
bulunmuşlardır. Kürtleri fazlaca umutlandıran bu süreci, İran
Kürt partileri desteklemiştir. Hateminin ikinci döneminde umutlar büyük
ölçüde tükenmiş olsa da PKKlılar çalışmalarını
sürdürmüştür.
Öcalanın tutuklanmasının ardından İran Kürtleri arasında oluşan psikolojik ortamın PKKya olumlu bir dönüşü olmuştur.[iii] Abdullah Öcalan ve dolayısıyla PKK, mağduriyet ve kahramanlık imgeleri ile özdeşleştirilmiştir. PKK böyle bir dönemde çalışmalarını hızlandırmıştır. Bu faaliyetler İran devletinin engeline çok fazla takılmamıştır. Nitekim İKDP ve KOMULE gibi diğer Kürt parti üyelerini yakaladığı zaman öldüren devlet, PKK yandaşlarına serbest çalışma alanı sunmuştur. Tutukladığı zaman da kısa sürede serbest bırakmıştır.
Hatemi iktidarının ilk döneminin
yarattığı olumlu ortamın ardından gelen başarısızlık
büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştır.
Bu dönemde ortaya çıkan öğrenci oluşumları ve siyasi örgütlenmeler
yeni bir yol arayışına girmişlerdir. Böyle bir ortamda, PKK
yanlılarının örgütlenme düşüncesi yeniden doğmuştur.
2002de Demokratik Birlik Hareketi adı altında örgütlenmişlerdir.
Ancak bu girişimler başarısız olmuştur. KONGRE-GELin
yeni misyon tanımlaması ve ABDnin Iraka yerleşmesi bütün
bu çabaların farklı bir noktaya taşınmasına ortam sağlamıştır.
Bu süreçte PJAK 2004te ilk kongresini gerçekleştirerek faaliyete başlamıştır.[iv]
PJAK siyasi ve askerî olarak iki kanada ayrılmaktadır. Siyasi kanadı
gençler (KCR) ve kadınlar (YJRK) olmak üzere iki aktif bölüm olarak teşkilatlanmıştır.
Askerî kanadı ise HRK (Hezen Rizgariya Kürdistan) olarak adlandırılmaktadır.[v]
PJAK (Kürdistan Özgür Hayat Partisi) fikri temellerini PKK ve Abdullah Öcalandan aldığını yayınlamış bulunduğu tüzükte açıkça belirtmektedir. PJAK, PKKyı Kürt tarihindeki en büyük hareket olarak belirtmekte ve kendi çizgilerini de Apoizm olarak tanımlamaktadır. Amacını İran Federal Demokratik Cumhuriyeti kurmak olarak açıklamakta ve terör eylemlerini meşru savunma kavramı içinde tanımlamaktadır. Ayrıca söz konusu tüzükte KONGRE-GEL (PKK), ana çatı örgüt olarak tanımlanmakta ve onunla organik ilişkiyi koruma, aynı çizgiyi takip etme bir zorunluluk olarak dile getirilmektedir.[vi] Örgüt, bütün propaganda ve siyasi çalışmalarında PKK araçlarını kullanmakta ve İran içinde militan devşirmek amacıyla Öcalanın kitap, makale ve konuşmalarını yaymaktadır. Üstelik, PJAKın üst düzey kadroları[vii] daha önce PKKnın farklı bölümlerinde önemli görevlerde bulunmuş isimlerdir. Diğer taraftan, PJAKın Kandildeki kampı PKKnın güvenlik şemsiyesi altındadır ve PJAK elemanlarına PKK tarafından askerî ve ideolojik eğitim de verilmektedir. [viii]
PJAK Nasıl Büyüdü?
PJAKın nerede ne kadar nüfuza sahip
olduğunun anlaşılması için İrandaki Kürtlerin sayısı
ve yerleşimine ilişkin bilgiler büyük önem taşımaktadır.
İranda yaklaşık beş milyon Kürt yaşamaktadır.
Bunlar Kürdistan, Kirmanşah ve İlam gibi illerde çoğunluğu
oluştururken, Batı Azerbaycan, Lorestan ve Horasanda azınlıktırlar.[ix]
Kürtler arasında lehçe ve mezhep farklılığı
bulunmaktadır. Batı Azerbaycan ve Horasanda Kırmançi; Kürdistanda
Sorani; İlam ve Kirmanşahta Kirmanşahi lehçesi konuşulmaktadır.
Kürtlerin yüzde 30u Şiidir. Kirmanşah ve İlam Kürtleri
Şii iken, diğer Kürtler Sünni ve genellikle Şafi mezhebine
mensupturlar. Kürtlerin lehçe, mezhep ve coğrafi dağılımları
siyasi eğilimlerini etkilemektedir. Şii Kürtler daha çok merkeze yakın
eğilim göstermektedirler. Örneğin Kirmanşahta ciddi bir
Farslaşma vardır. Kürdistan eyaletindeki Sünni Kürtler
Kuzey Irak Kürtlerine, Batı Azerbaycandaki Kırmançi Kürtler ise
Türkiyedeki Kürtlere yakınlık duymaktadırlar. PJAKın
tabanı Batı Azerbaycan eyaletinde yaşayan Kürtlerdir. PJAK ayrıca
Soran Kürtleri arasında da yayılmak istemektedir.
İrandaki Kürt Şiiler arasında da nüfuz kazanmaya başlamıştır.
Özellikle İranın Kirmanşah ve İlam kentlerinde güç
kazanmaktadır. Çünkü Kürtlerin yüzde 30unu oluşturan Şiiler,
diğer Kürt gruplara pek sıcak bakmamaktadırlar. Ancak PJAK bu
direnci kırarak Şii Kürtler arasında da nüfuz elde etmeye başlamıştır.[x]
PJAKın tohumları PKK ve İran
arasındaki iyi ilişkiler döneminde atılmıştır.
PKK terör örgütü İran güvenlik desteği çerçevesinde İran içinde
büyümeye çalışmış ve faaliyetlerini örgütlü hale
getirmek istemiştir. Bundan dolayı İrandaki birçok muhalif
grupta PJAK İran rejiminin ürünüdür şeklinde bir algılama
mevcuttur. İlginç olan, PJAKın kuruluşunu izleyen süreçte
İranın belli bölgelerinde açık şekilde faaliyetini sürdürmüş
olmasıdır.
PJAK ve PKKnın İranda etkilediği
kitle, eğitimli ve yüksek tahsilli insanlardan oluşmaktadır.
İran Kürtleri çok fazla teorik çalışma gerçekleştirmedikleri
için, PKKnın kültürel çalışmalarından büyük ölçüde
etkilenmişlerdir. Ayrıca PKK, peşmerge kavramını değiştirerek
yerine gerilla olgusunu getirmiştir. Bu da kimlik arayan genç kuşağa
çekici gelmektedir. İrandaki Kürtleri etkileyen bir diğer konu da
kadın hakları olmuştur. Bunların yanı sıra PJAKın
militan devşirme taktikleri de sonuç vermiştir. Genç Kürt öğrenciler
için yurt dışında burslu eğitim, işsiz insanlara da
Kuzey Irakta istihdam sözü verilmektedir.
PJAKın büyümesinin diğer bir
nedeni de İranın geleneksel Kürt gruplarının Kürt bölgelerinde
güçsüzleşmesi olmuştur. İran Kürtlerinin, İran Kürdistan
Demokratik Partisi (İKDP) ve KOMULE isimli iki önemli partisi bulunmaktadır.
1943 yılında Soğuk Bulakta (Mahabat) bir grup genç biraraya
gelerek ilk gizli Kürt örgütü olan Kürt Diriliş Topluluğunu (Kömala-JianiKürt)
kurmuştur. Bu örgütlenme daha sonra 1945 yılında Kürdistan
Demokrat Partisine dönüşmüştür. Bu parti, o günden günümüze
kadar İran Kürdistanında bütün olaylarda ve tarihî gelişmelerde
önemli rol üstlenmiştir. Ancak örgüt 1991den sonra giderek pasifleşmiştir.
KOMULE ise İran Komünist Partisinden ayrılan kişiler tarafından
kurulmuştur. Bu oluşum, özellikle 1979 İran İslam
Devriminin ardından güç kazanmıştır. Ancak, zaman içinde
o da zayıflamıştır. Bu partilerin Kuzey Iraktaki varlıkları
bağımsızlıklarını yitirmiş ve çalışmalarını
Talabani ve Barzaninin iradesine bırakmışlardır. Bu
gruplar İran-Kuzey Irak ilişkisi çerçevesinde, İranın
isteği ile etkisizleştirilmişlerdir. Bu süreçte, partilerin
enerjileri parti içi çatışma ve hesaplaşmalara harcanmış
ve politika üretmede yetersiz kalınmıştır. Son dönemde
Kuzey Iraktaki KOMULE kamplarında yaşanan kanlı çatışma
da bu iç hesaplaşmanın en son örneğini oluşturmuştur.[xi]
PJAKın bir diğer güçlenme nedeni de PKKnın bütün olanaklarından faydalanmasıdır. PJAKın sahip olduğu medya desteğine (ROJ TV) İranın diğer Kürt grupları sahip değildir. Nitekim İKDP ve KOMULE kamplarında ROJ TV izlenmekte ve PKK-PJAK propagandası yapılmaktadır.
PKKnın Yeni Misyon Arayışı
PKK, PJAKı kurarak ABDnin bölgesel
kurgu ve arayışlarında yer almak istemiştir. ABDnin
Irakta yerleşmesi PKKnın stratejisinde ve bölgesel duruşunda
köklü bir değişime neden olmuş, PKK, geleneksel destekçileri
olan İran ve Suriyeden uzaklaşmaya başlamıştır.
Bu durum, PKKnın ABD bağlamında bir misyon arayışında
olduğunu göstermektedir. Bölgesel çatışma alanlarından
iyi yararlanan PKK, yeni dönemde ABDnin bölgesel tasarımı
kapsamında yer almak istemiştir. PKK, bölgesel
ve küresel dengelerin değiştiğini, bu durumda bölgedeki
geleneksel destekleyicilerine daha fazla güvenemeyeceğini anlamıştır.
İran ve Suriyenin ABD ve Batı tarafından köşeye sıkıştırıldığı
ve artık Türkiyeye karşı PKK gibi bir örgütü destekleme gücüne
sahip olmadıkları da ortaya çıkmıştır. Bu nedenle
PKK, kendini bölgede ABDnin işine yarayabilecek şekilde konumlandırmaya
başlamıştır. PKK bu yeni misyonu gerçekleştirebilecek
potansiyele sahiptir. Çünkü sınır ötesi yapılanmaya sahip
olan bir örgüttür. Diğer Kürt gruplarından farklı olarak
İran, Suriye, Irak ve Türkiye uyruklu militanlara sahiptir. Bu da PKKya
geniş bir alanda faaliyet imkanı sunmaktadır. Bunun yanı sıra,
, Kuzey Iraklı Kürtlerden bağımsız davranabilme eğilim
ve gücü de vardır. İranın diğer Kürt gruplarının,
Barzani ve Talabaniye aşırı bağımlı olmaları
nedeniyle, bu potansiyelleri bulunmamaktadır. Nitekim İranlı Kürt
gruplar Kuzey Iraktaki Bölgesel Kürt Yönetimini korumayı temel
politika haline getirmişlerdir. İran ve Kuzey Iraklı Kürt
gruplar arasındaki iyi ilişki nedeniyle bahsi geçen diğer Kürt
gruplar susturulmuştur. Buna karşın, PJAK bu süreçte ortaya çıkmış
ve büyümüştür.
Bütün bu gelişmeler hem PKKyı
hem bölge devletleri arasındaki ilişkileri değiştirmiştir.
Daha önce Türkiyenin sorunu olarak algılanan PKK, Suriye ve İranın
da sorunu haline gelmiştir. Bu durum PKK sorununun çözümünü daha da
karmaşıklaştırmıştır. Zira PKK sorununun çözümü,
ABD ve Türkiye denkleminden çıkarak ABD, Suriye ve İran arasındaki
ilişkilerin kaderine bağlanmıştır. İran ve Suriye,
Türkiyenin yanında gözükürken, PKKnın kendisini İran ve
Suriye karşıtı olarak konumlandırması, ABDnin PKK
konusundaki duruşunu zorlaştırmaktadır.
PJAK ve ABD arasındaki ilişkiler
konusunda çelişkili açıklamalar bulunmaktadır. ABD, PKKyı
terörist örgüt olarak görürken PJAK hakkında böyle bir ifadede
bulunmayarak ayrıma gitmektedir.[xii]
ABD yönetimi PJAK ile ilişkileri olmadığını açıklamaktadır.
Ancak PJAKın açıklamaları ve genel kanı ABDnin
PJAKı desteklediği yönündedir.
PKKnın strateji değişimi ve PJAKın kurulmasının ABD-İran gerginliğinin tırmandığı bir zamana denk gelmesi ile ABDnin İrana karşı mücadele edebilecek örgüt arayışı PJAKın önemini gündeme taşımıştır.[xiii] Bu çerçevede PJAKın bazı özellikleri ABD için çekici gelmektedir. PJAK dışındaki İranlı Kürt gruplar uzun süre silahlı mücadele etmiş olmalarına rağmen şimdilik buna girmek istememektedirler. Ayrıca İrandaki Arap ve Belucilerin de güçlü bir silahlı örgütleri yoktur. Azerbaycan Türkleri ise siyasi ve demokratik mücadele verme taraftadırlar ve hiçbir askerî yapılanmaları bulunmamaktadır. Diğer taraftan, etnik milliyetçilik kapsamı dışındaki muhalefet İran içinde önemli bir nüfuza sahip değildir. Bunlar arasında en güçlüsü Halkın Mücahitleri Örgütüdür. Örgüt, ABDnin terör örgütü listesinde olmasının yanı sıra zamanında Saddam ile yakın olması nedeni ile Iraklı Şiiler ve Kürtlerin de kan düşmanıdır. Bu hususlar ABDnin gözünde PJAKın önemini arttırmaktadır. ABDnin PKK konusunda Türkiyenin isteklerini karşılamaması da bu çerçevede anlam ifade etmektedir. Çünkü PJAKa ihtiyacı bulunmaktadır.
İran
Siyasi Denkleminde PJAK
PJAK sadece Kürtler içinde değil İranın
genelinde güç kazanma eğilimindedir. Ancak PJAKın bu amacına
ulaşması da kolay değildir. Nitekim İrandaki muhalif Fars
gruplara işbirliği çağrısında bulunmasına karşın
olumlu bir yanıt alamamıştır. Bu gruplar, PJAKı doğduğu
günden itibaren, derin bir güvensizlikle
karşılamışlardır. İranlı muhalifler PJAKa
bir İran projesi olarak bakmaktaydılar. Onlara göre İran
devleti, PJAKın kurulması ile Kürt muhalefeti kontrol etmeyi ve yönlendirmeyi
hedeflemiştir. Tabi ki bu yorum PKK ve İran arasındaki
yakın ilişki dikkate alınarak yapılmaktaydı. PJAK bu güvensizliği,
son zamanlarda İran ile girdiği çatışmalar sonucunda bir ölçüde
kırmışsa da hâlâ ciddi sorunlar ile karşı karşıyadır.
Üstelik, Fars muhalefet PJAKı bölücü olarak görmektedir. İranlı
Fars muhalif gruplar için bir başka sorun da PJAKın PKK ile olan
ilişkisidir. Bu ilişki de PJAKa olan güvensizliği arttırmaktadır.
Bu gruplara göre PKK ve İran rejimi arasındaki yakın ilişki
ancak son zamanlarda bozulmuştur; bununla birlikte bölgesel denklem
PKKyı yeniden İrana doğru itebilir. Böyle bir noktada
PJAKın bağımsız davranabilme gücünden kuşku
duyulmaktadır. PJAKın söylemi bu kuşkuyu daha da derinleştirmektedir.
Söylemin rejimi devirmek değil değiştirmek olması,
İran rejimi ile pazarlığa açık kapı bırakmak
olarak yorumlanmaktadır.
İrandaki diğer Kürt gruplarda PJAKa pek sıcak bakmamaktadırlar. Siyasi ve demokratik bir süreçte mücadele etmek isteyen İranlı Kürt gruplar, PJAKı İranın bir oyunu olarak algılamaya devam etmektedir. Bu görüşe göre, PJAKın askerî çatışmaları İran ordusunu, Kürtlerin yaşadıkları bölgeye yerleşmeye yönlendirmektedir. Bu ise hem İranlı Kürtlerin siyasi hareketlerini bastırma hem de Kuzey Irak Kürtleri üzerinde baskı kurma olanağı yaratmaktadır. Bazı Kürt gruplara ve liderlere göre PJAK ve PKK, Türkiye, Suriye ve İran arasında işbirliği doğurmakta; bu da bölgedeki Kürtlerin zararına işlemektedir.[xiv] Bu durum Türkiye ve İranı Kuzey Iraka karşı sert ve saldırgan pozisyona iterken Kuzey Irak yönetimini İran ve Türkiye karşısında taviz verme noktasına doğru itmektedir. Kuzey Irakta yerleşen bu Kürt gruplar, İran Kuzey Irakı bombalarken bir tek PJAKlının burnu kanamazken köyler yakılmaktadır iddiasında bulunmaktadırlar. Bu görüşe göre, PJAK-PKK operasyonları, genç bir Kürt oluşumu olan Bölgesel Kürt Yönetiminin yok ediliş tehlikesini kendi içinde barındırmaktadır. Diğer yandan da ABDnin Kuzey Iraka olan desteğini de zorlaştıran bir faktördür.[xv]
PJAKın çalışmalarına en
fazla güvensizlik duyan ve endişeyle bakan grup İrandaki
Azerbaycan Türkleridir. Azerbaycanlılara göre, PJAK Büyük Kürdistan
hayali doğrultusunda, Azerbaycan Türklerinin tarihi topraklarının
Kürt toprakları olduğunu iddia etmektedir. Bu çerçevede
birtakım girişimleri de olmuştur.
PKK, yukarıda da değinildiği gibi, 1997den sonra Türkiye-İran
sınırında Mokriyan adı altında bir Kürt eyaleti (otsan)
kurma peşinde olmuştur. Ancak bu girişim Azerbaycan Türklerinin
hassasiyeti nedeni ile rafa kaldırılmıştır. Diğer
taraftan, PJAK-PKKnın İrana yönlendirilmesi
çatışmanın Azerbaycan Türklerinin yaşadığı
Urumiye kentine sıçraması anlamına gelmektedir. Bu da Batı
Azerbaycanda Türk-Kürt çatışması çıkma ihtimalini güçlendirmektedir.
Türkiyede çok fazla bilinmese de, İranın Batı Azerbaycan
eyaletinde Türk-Kürt çatışması için duygusal ve psikolojik
zemin oluşmaktadır. Azerbaycanlılara göre, PJAK ve PKK bölgede
Kürt-Türk çatışması projesini takip etmektedirler. PKKlıların Büyük Kürdistan haritasında sürekli
olarak Azerbaycanın en eski kenti Urumiyeye yer vermeleri tedirginlik
yaratmaktadır. Bu durum, İran-Türkiye sınır bölgesinde
Azerbaycanlılar ve Kürtler arasında sıcak çatışma
potansiyeli doğurmaktadır.[xvi]
Sonuç ve Genel Değerlendirme
PKKnın bölgeselleşmesi Türkiye açısından
bakıldığında fırsat ve tehditleri içinde barındıran
bir süreçtir. Bir taraftan, sorun sadece Türkiye sorunu olmaktan çıkarak,
İran ve Suriye için de sorun haline gelmektedir. Bu durum Türkiyenin
PKK konusundaki bölgesel işbirliği arayışını
kolaylaştırmakta, PKKnın bölge devletlerinden yardım ve
destek alması imkansızlaşmaktadır. Ayrıca Türkiyenin
tek hedef olmaktan çıkması PKKnın enerjisini dağıtmaktadır.
Ancak, bütün bu olumlu sonuçlara karşın sorunun çözümü bir bakıma
daha da zorlaşmaktadır. Sorun ABD-Türkiye ilişkileri bağlamından
çıkarak İran, Suriye ve ABD arasındaki hesaplaşmanın
bir parçası haline gelmektedir. Bu
durum Türkiyenin işini daha zorlaştırmakta, ABDnin PKKyı
bitirme motivasyonu da bundan olumsuz etkilenmektedir. Böylece, ABD-Türkiye
ilişkileri sorunlu hale gelmektedir. Ayrıca
süreç PKKnın gelecekte daha büyük bir soruna dönüşme
potansiyelini de bünyesinde barındırmaktadır.
İrana yönelik bir askerî müdahale durumunda bu ülkenin Kürt
bölgesinde yeni bir oluşum ortaya çıkabilir. PKK-PJAKın
İrana doğru itilmesi bu olası yapılanmanın liderliğinin
şimdiden bu örgüte bırakılması anlamını taşımaktadır.
Üstelik, bu durum PKKya uzun süredir hayal ettiği İran-Türkiye sınırında
bir Kürt şeridi yaratma imkanı da sunabilir. Türkiye, böylece
İran sınırında bir Türk-Kürt sıcak çatışması
ile de karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle, PKK-PJAKın
İrana yönelmesi Türkiyenin sorununu çözmemektedir.
İran ile ABD arasındaki gerginlik ve Ahmedinejatın
radikalizmi Türkiyeye düşünüldüğünden daha fazla zarar
verebilir. Dolayısıyla, Türkiyenin bu süreçte daha aktif rol
alması gerekmektedir. Türkiyenin, ABD ile İran arasındaki
tansiyonu düşürmeyi başaramasa da, PKK-PJAK sorununu bir şekilde
bitirmesi gerekmektedir. İran-ABD gerginliği son hesaplaşma
safhasına gelmeden, PKK-PJAK terör örgütünün İrandaki geleceğinin
şimdiden engellenmesi büyük önem taşımaktadır.
[i] Hosrov Kortpur, Hezb-e Pjak Der
Kordestan-e erag 29-10-2007,
http://www.voanews.com/persian.
[ii] Abdulrahman HaciAhmedi, PJAKın 1
9-o9-2007 tarihinde ABDnin Farsça yayın yapan televizyonu
geniş bir röportaj vermiştir. Bu röportaj PJAK ile ilgili bir çok
konuya açıklık getirmiştir.
Bu röportajın özetine şu adresten ulaşabilirsiniz:
http://www.4rojhelat.org/files/print.php/2007/09/19/569.phtmlVOA.
[iii] Şubat 1999da,
İran'ın Urumiye kentinde Kürtler tarafından Türkiye
aleyhine gösteri düzenlemiş ve başkonsolosluk binasına, taş,
tuğla ve sopalarlarla saldırılar
gerçekleştirilmiştir. Saldırı sırasında başkonsolosluk
binası önünde bulunan İran polisinin nöbetçi kulübesi tamamen
parçalanmıştır. Gösterilerin
diğer Kürt şehirlerine yayılması korkusu ile Tahran, bölgeye
özel kuvvet göndermiş ve olayları sert bir şekilde bastırmıştır.
Bu durum İranı rahatsız ettiği için PKK İranın
tepkisini çekmemek amacıyla Şubat
gösterilerine sahip çıkmamıştır. İranlılara
gösterilerin İsrailin
oyunu olduğunu söylediği
iddia edilmektedir. PKKnın bu dönemde İran ile olan ilişkilerine
ne derece özen gösterdiği bu açıklamadan anlaşılmaktadır.
[iv] PJAK ilk kongresinde Almanya vatandaşı
olan Abdularahman Haciahmediyi başkan seçmiştir.
[v] Şureş Mervan, PJAk Çeh
Miguyed?,
21-10-2007, www.urumiye.com
[vi] Bütün bu bilgiler PJAKın Farsça
yayımladığı
tüzükten alınmıştır. Bkz. PJAK'ın
Tüzüğü, 01-11-2007, http://garela.blogfa.com/85081.aspx
[vii] Genel
başkan Rahman Hcahmedi, öldürülen
Akif Zagros, İhsan Varya, Gülüstan Doğan ,Mervan Şureş
[viii] Merivan Şureş.
[ix]
İranda idari bölünmeler Ostan (il)adlandırılmaktadır.
İranda 32 Ostan vardır.
Kürtlerin yoğunluklu olarak yaşadığı Kürdistan
ostanıdır.
[x] Bu bilgiler uzun süre Kirmanşahda
kalmış ve orayI çok iyi bilen ASMEK (Azerbaycan Siyasi Mahpusların
Savunma Komitesi) sözcüsü Alireza Cevanbeht ile özel konuşmadan alınmıştır.
[xi] Mahmut
Nozhetzade, Mogiiyet-e Kununi-e PJAK ve Çaleşhay-e Ruderuy-e
An, 30-09-2007,
http://www.akhbar-rooz.com.
[xii] Amerika Muxalefet Ba PKK Muafeket BaPJAk,
23-10-2007,
http://www.dw-world.de/dw/article/0,2144,2871121,00.html
[xiii] İrandaki
etnik gruplar ve ABD arasındaki ilişkiler konusunda daha
fazla bilgi için bkz.
Arif Keskin İran-ABD Gerginliği Çerçevesinde İranda
Etnik Milliyetçilik, Stratejik Analiz, CİLT 8, No.
72.Nisan 2006.
[xiv] Salaheddin Muhtedi, PPK ve Bqazi-e
godret Der Mentege ,
29-10-2007, http://www.dw-world.de/dw/article/0,2144,2851589,00.html.
[xv] Bu konuda bir çok yazı ve yayımlanmış
bildiri vardır. Ben sadece Sallahedin
Muhtedinin söyleşisini
örnek gösterdim. Kendisi
Muhtedi Kürt partisi olan KOMULEnin önemli
bölümünün lideri konumdadır.Bkz.
Salaheddin Muhtedi, PPK ve Bqazi-e godret Der Mentege,
8-11-2007, http://www.dw-world.de/dw/article/0,2144,2851589,00.html.
[xvi] Bu il de de Kürtler nüfusun
sadece yüzde 30unu teşkil etmektedirler. Buna rağmen yurt içinde
ve dışında çıkan
bütün haritalarda orası Kürt bölgesi olarak gösterilmektedir.
İran-Türkiye sınırında yerleşmiş olan
Batı Azerbaycanlılar PJAK ve PKK çalışmalarından
ciddi bir şekilde rahatsız
olmaya başlamıştır. PKK_PJAK karşıtı mücadele
için Batı Azerbaycan Savunması
Halk Komitesi adlı bir oluşum
ortaya çıkmıştır. Bu komite,
özellikle Batı Azerbaycanda,
PJAK ve PKK faaliyetlerini duyurmak için ciddi çaba sarf etmektedir. Bu çerçevede
bkz. http://www.bati-azerbaycan.blogfa.com/.