Yazar: Safruh
Mutlakım, Kutsalım, Peygamberim İnam Ataya
(Asif Ataya) Ali Secdeyle!
Yazının adı:
Asif Ata Peygamberliğinin Beş Tasdiki
1. Ömür, 2. İnam, 3.Kitap, 4. Ocak, 5.Bayrak
1.Ömür
Peygamberlik
beşerın insani yükselişi yönünde en kudretli sesleniştir;
insan idrakının en gergin teller üzerinde köklenmesi, seslenmesidir;
insan varlığının (şahsın) en Yüce Aşklar üzerinde
kendisini anlaması, alğılaması, mevcutluğun çekiminden
çıkmak, onun fevkine, üstüne yükselmek yolunda kahramancasına gösterilen
çabadır.
Peygamberlik
seslenişinin, harayının dokunmadığı toplum hücresi
kalmıyor. Dolayısıyla, Peygamber seslenişi toplumun (aslında
beşerin) yaşamını değiştiriyor, başkalaştırıyor
(etkilemekle kalmıyor).
Bu tür sığmazlık,
bu sesleniş, bu haray dünyaya yeni İnam sunuyor. O, Göklerde
kolaycasına, sevincle dinleniyor, kabul ediliyor, Yer yüzündeyse uzun sürec
reddediliyor, bunun için çalışmak gerekiyor...
Ömrün ilk
uyanışlarında şu sesleniş kendi adıyla tanına,
belirlene bilemez. Çekimsiz, anlaşılmaz, mantıksız,
geride kalmış, hokkabaz, kendi hayırını bilemeyen, özgün
görünmek isteyen, zıt konuşan... Bu kibi tayinler alar geleceğin
en Yüce Aşklısı kendi uyanışının başlanğıcında,
seherinde. Onun Aşkı aydın cizgilendikce mevcutlukla arasındakı
tezat yükseler, barışmazlık, karşıdurma, kavğa
haline geçer. Baskılar, takipler başlar. Bir Kişi herkese karşı,
her şeye karşı... Ilk uyanışlarda şunu ne Bir Kişi
biliyor, ne de Herkes...
Asif Ata
ile de böyle olmuş. O, Asif Kasım oğlu Efendiyev adıyla
Sovyetler Birliğinin başkenti Moskovadakı Maksim Qorki adına
Edebiyat Enstitüsünde eğitim alırken (1952-1957) içinde yaşadığı
gerçeklikle tezata girmişti. Tasarımlı, programlı, grafikli,
intizamlı eğitim çerçevesine yakın gitmemiş, bütün eğitim
yıllarını kütüphanelerde geçirerek, kendi eğitimiyle uğraşmış,
kendisine kadar olmuş dünya idrakını bir
hat üzerinde benimsemiş ve bir
hat esasında değerlendirmiştir. Bin saatdan çok ders bırakdığı
için onun enstitüden ve o çağlar aydınların, eğitimli
insanların ömründe çok büyük önem taşıyan Komsomol sıralarından
(Komsomol - Sovyetler Birliğinde Kommunist partisine üye olmak için kaçınılmaz
ilkin aşamalardan biri. Asif Ata ise Kommunist partisine üye olmasaydı,
aydınlar çevresine giremezdi - dilmancın
notu) çıkarılması ile ilgili mesele gündemdeydi...O
zamanın dünyaya hükm veren tek bir dünya bakışına (Marksizm
- Leninizm ideolojisine) karşı saymazlık, Moskovada hayatın
gerçekliğine enmemek, onun çekim kalıpını
reddetmek de bu işe çok katkı sağlamıştı.
Eğitimini
temayüz diploması ile bitirdikden sonra Azerbaycana kayıdışı,
Tenkit ve zaman mekalesi ile (Literaturnıy Azerbaydjan dergisi,
1959 yıl, say 11) toplumla munakaşalar girdapının başlanması,
İshak İbrahimovların, Şahnezer Hüseyinovların, cığırdaş
(küçük) şairlerin şahsında toplumun ona karşı
ayaklanması...
1963 yılı.
İlk evlilik ve bu evliliyin tezce de dağılması; 1968 yılında,
ikinci defa kurduğu aile o zamanın Devlet Tehlikesizlik Komitesinin
(DTK) (DTK-Türkiyedeki MİT kibi - dilmancın
notu) eliyle dağıdılması;
Toplumsal-siyasi, felsefi bakış ve düşüncelerine göre 1983 yılında
S.M.Kirov adına Azerbaycan Devlet Universitesindeki görevinden alınması,
pantürkist, antisovyet, antikommunist, faşist, klerikalist ve başka
bir çok bu kibi adlarla tamğalanması,
bilimsel adının elinden alınması ve o zaman korkunc ceza sayılan
Sovyetlerin Kommunist Partisi üyeliğinden kovulması ile ilgili
sorunun ortaya çıkarılması, gündeme getirilmesi...
1975 yılında
Azerbaycan Devlet Universitesinde yaratmış olduğu Etik ve
Estetik Terbiye Kulüpünün baskılar sonucu oradan çıkarılması,
kovulması, Bilik birliğinde bir süre devam etdirildikden sonra
kulüpün tamamen yasaklanması; 1978 yıl Kasım ayının
30-da kulüpün Ocak, onun başçısının da Ata
adlanması...
1982 yılında
ailesi dağıldıktan sonra Bakünün Alatava
mahellesindeki evinden çıkıp gitmesi; dostu Sabir Yanardağın
evinde geçirdiği aylar, Bakünün Buzovna kasabasında (M.S.Ordubadi
sokakı 44) ev kiralaması, orada da DTK tarafından izlenmesi, Yeni
Ahmetli kasabasında, yurd dışına gitmiş yakın bir
akrabasının evine sığınması, oradan Montin kasabasına
tekodalı geçici sığınaklar; son olarak, mart 1985 yılından
şu hayatdakı son adresine - Samed Vurğun sokağı 116,
ikinci kat, 44-cü birodalı eve yerleşmesi; burada
ev tutsağı kibi yaşamağa mahkum olunması; yüzüne
yazılı basının, basım evlerinin kapılarının
uzun süre kapanması (diriyken basılmış ilk kitapı
Bilgelik yetkisi 1976 yılında basılmıştısa,
ikinci kitapı İnam ve Şüphe bundan 12 yıl sonra -1988
yılında basılmıştı); adamlarla temasının
yasaklanması, onunla temas kuranların bile takiblere uğraması;
hatta yazı yazmasının gayri -resmi yasaklanması...
Her gün,
ya da bir gün ötenden sonra DTK - ya çağırılan, oradan konuğu
gelen, ailesi dağılan, işsiz bir kimseye kendi evinde yer vermeğe
kimin hevesi ola bilir?! Dostları, hayranları, sevimli öğrenicileri,
akrabası, hatta yakınları ondan kaçıyordular, yüzlerini çeviriyordular...Saysız
korkutma, söğüşler, iftira ve bühtanlar, hem de yolundan sapdırılması
için yüksek görevler vaat edilmesi...
Öldükden
(5 Haziran 1997) sonra ölüsünün de serbest bırakılmaması,
kabirden-kabire, bölgeden bölgeye göçürülmesi - Onun yaratdığı,
getirdiği İnamı, demek, Onun Akıbetini de
Onunla paylaşan manevi evlatlarının omuzlarında ...
Eğitim
yıllarından conrakı tüm şu tartışmalar, göçler
Asif Ata içindeki bir İdea, kavram, düşünce için idi! O, işden-işe,
evden-eve malını-mülkünü değil, o İdeanı
götürüb kaçıyordu aslında,
Onu koruyordu. 1979 yılına kadar şunu ne kovanlar
biliyordular, ne de kovulan kendisi ...
Asif
Efendiyev kendisine Asif Ata ismini vermişti, toplumsa
Onu kovarak İnam Ata (İnam Atası) yaptı.
Toplum
Şerinin baskısı katılaştıkca, Bireyin içindeki Gök
Aşkı daha da aydınlanıyor. Tezat artıyor, ayrılma
kaçınılmaz oluyor.
Yeni
yaranan yeni adla ortaya çıkıyor... Asif Ata Peygamberliğinde
onun adı Mutlaka Inam oluyor.
Atamız
var olsun!
2. İnam
Doğada,
Maneviyyatda, Kainatın Uyumunda, Güzellikte, İdrakda, Titremede,
Vecitte, Ahlakta, Aşkda, Ruhun Ülvi Yaratılşında, Beşerin
Kendisnden Büyük Anlamında, Yüreğin Yüreğe Kovuşmak
İsteğinde, İdeala sürekli Meyilde, Dostlukda, Heyada, İsmetde,
Dünle Bugünün Temasında, Kendi hayatından geçmede, Gayretde,
Kutsallığın Efsunlu Çekiciliğinde Ebedi, Sonsuz Mutlak yaşıyor.
Benim Allahım
odur! (Asif Ata Cövher eserinin ilk cümlesi).
Asif Ata
Peygamberliğinin birinci Tasdikinde Atanın Ömrü söz konusu oldu.
Şu ömrün savaşlarda, kavgalarda geçtiğini gördük. Aileden çıkarıldı,
işden, evden çıkarıldı, toplumdan çıkarıldı;
eğitimden, komsomoldan ve partiden çıkarılmakla, felsefe
bilimleri adayı bilginlik adının elinden alınmasıyla
korkutuldu, bilimsel şurada, konseyde
beğenilmiş felsefe bilimleri doktorluğu işi mudafaaya
bırakılmadı... Ekmeksiz kaldı, evsiz, işsşz,
ailesiz kaldı, yakınsız, hemdertsiz kaldı. Ev tutsağı
oldu, yıllarla o biri, hakiki tutsaklığa salına bileceği,
hatta öldürülme korkutmaları altında yaşadı...(Şunların
hepsi Safruhun Başlanğıç ve Ata secdesinde kitaplarında
zamanında edilmiş notlar esasında yazılmış).
Ancak o bir İdeasından el götürmedi,
tüm şu tufanlardan Onu korudu. Onun koruduğu İdeanın adı
İnsana İnam idi! İnsanın büyüklüğüne, yüceliğine,
ilahiliğine Mutlak (Salt) inam. İnsanlar tarafından kovula-kovula,
dövüle-dövüle, söğüle-söğüle yaratmıştı
kendisinde şu İnamı. Yarattığı İnamda ise çekdiği
sıkıntıların izi de yoktur!
Peygamber
borc vermiyor, borc almıyor. Peygamber hem de öç almıyor. O, verdiğini
seve-seve veriyor, uğradığına seve-seve uğruyor. İman
getirenler de - Peygamberin kaşifine,
bahşişine yok, Harayına, Seslenişine İman getiriyorlar.
Neyi yaratdı
Asif Ata? Mutlaka İnam - İnsana İnam! Onu kovan, aşağılamak
isteyen, öldürmek isteyen İnsanı Mutlakaleştirdi, ona Allah
anlamı getirdi; bununla da aslında Allah anlamının kurtuluş
yolunu gösterdi.
Kendisine
çirkin
gözle bakan, başkasına çirkin gözle bakan, başkasının
çirkin gözle bakdığı İnsana Asif Ata İlahi gözle
baktı. Onun Peygamberliğinin ısrarı, inatı bak
şudur: Sen, İnsan, kendine iyice bak, Derinden bak! Geçici
heveslerini çirkin görüp, kendi güzelliklerini öteri, geçici görüp
kendine inamını yitirme! Sen derinde güzelsin, büyüksün, bütünsün!
Tanıdığın Beninden artıksın, yükseksin! Senin
akıbetin Allahda değil, Toplumda değil, Cisimde değil,
Maddide değil - kendi elindedir. Allahın, Toplumun, Cisimin,
Maddinin akıbeti de senin elindedir...
Olnarı
sen belli ediyorsun, İnsan! Onlar seni yok! Sen güzelsinse onlar da güzeldir;
sen çirkinsinse onların güzelliği anlamsız ve gereksizdir.
Ve aslında onlar Sensiz ne güzel ola biliyorlar, ne çirkin.
...Asif
Atanın yaratdığı Mutlaka İnam yoldur, bilim değil.
Bilim öğreniliyor, Yol gidiliyor. Bu hem hayat yoludur, hem idrak
yolu; hem layik, dünyevi idrak Yoludur, hem ruhsal idrak Yolu; dünyevi idrakın
ruhsal idrak hizmetçisi olması Yolu.
Felsefe
inam değil, her bir inam (öylece de Din) ise hem de felsefedir. Asif Atanın
kendisi benzersiz, dahi filozofdur, düşünerdür. Asif Atanın Mutlaka
İnam felsefesinde Dünya, Hayat,
İnsan kendi Anlamlarından yaranıyorlar:
Dünya - Dünyalık
adlı Anlamdan,
Hayat
- Hayatlık adlı Anlamdan,
İnsan
İnsanlık adlı Anlamdan.
Dünyalık,
Hayatlık, İnsanlık (yani Anlam, Mahiyet) ezeli, ebedi, sonsuz ve
kamildir.
Dünya
kendisinde kendisinden artık, büyük, yüksek olanı (Dünyalığı
- Mutlakı) yaşatıyor.
Hayat
kendisinde kendisinden artık, büyük , yüksek olanı (Hayatlığı
- Mutlakı) yaşatıyor.
İnsan
kendisinde kendisinden artık, büyük, yüksek olanı (İnsanlığı
- Mutlakı) yaşatıyor.
Dünya ve
Hayat kendilerindeki Mutlaka
kavuşamazlar, çünki onların ruhu yoktur.
İnsan
kendisindeki Mutlaka kavuşa bilir, çünki İnsanın ruhu var,
İnsan ruhsal varlıktır. Asif Ata felsefesinde Ruh ise İnam,
İdrak, Maneviyat ve İrade birliğidir.
Buna göre
de Asif Atanın İnamı (Mutlaka İnam) insanın kendisi ile
uğraşmasına dayanıyor: ya ol-oldur, İnsan, insani! Ya
da kimseden hiç ne umacaklı olma, incime, neyse bekleme! Asif Atanın
İnsan eserinin Mutlakla görüş adlanan 7-ci bölümünde
Mutlakla İnsanın konuşması yer alıyor. Orada İnsan
Mutlaka diyor: Sen ebedisen, muhteşemsin, sonsuzsun, karşılıksızsın,
sene secde kılıyorum. Mutlakın İnsana yanıtı:
Ben Senim, kendini iyice tanı. Ben Sende Varım.
İslama
kadar da insanların Tekallahlıkla ilgili bilgileri vardı
mesela, eski Mısırda (İslamdan 1500 yıl önce). Ancak şu
düşünce üzerinde Peygamber Harayı seslenmemişti, çekilmemişti.
Şunu Muhammet yaptı ve onu
Dine çevirdi.
Asif Atanın
Mutlaka İnamına kadar da insana ait Mutlakla ilgili insanların
belli bilgileri vardı mesela, eski Hintlerde. Ancak bu bakış
üzerinde Peygamber Seslenişi, Harayı çekilmemişti, seslenmemişti
(onu yalnız biliyordular). Bunu Asif Ata yaptı ve onu İnama çevirdi.
Ve Mutlaka aydın bir açıklama verdi: Mutlak bugünde belirtileriyle, ebedi Yarında bütün mövcutluğuyla
yüze çıkan, nispi olayların içinde yaşayan, ancak onlara sığmayan,
onları kendilerinden kenara çıkarıp kendisine yakınlaştıran,
Dünyaya, Hayata, İnsana, Yüksek
İç Kuvve, Yön ve Ölçüt olan bir Kudretdir.
Asif Ataya
kadar da İnsanı Allahlaştırma, ilahileştirme çabaları
olmuş. Mesela, İncilde (bak: Yehyanın Müjdesi, 10:33). Ancak
bunun üzerinde Peygamber Harayı çekilmemişti. Bunu Asif Ata yaptı
ve İnsanın ruhsal, manevi, cizgilerini aydınlaştırdı:
İnsan - kendisinde Mutlaklık gezdiren, onun için de Ortamdan, Çevreden,
Toplumdan üstün olan, Mutlaklığa can atan ve Mutlaklaşmeye
kadir olan Ruhsal varlıktır.
Asif Atanın
yaratdığı Din değil, İnamdır. Dinde Göklere
insanların elleri açılıyor, İnamda yürekleri. Dinde
kutsallığın, Mutlaklığın, mucizeliğin, ulviliğin
adresi aydın olmayan, bilinmeyen gerçek Göklerde aranıyor, İnamda
Dünyanın kendisinde, Hayatın kendisinde, İnsanın kendisinde
(bak: Asif Atanın İnam eserine). Böylece, Kutsallık,
İlahilik, Mucizelik - hurafileşme imkanından arınıyor,
alınıyor.
Din diyor:
Allahdan başka yaratan yoktur!
İnam
diyor: Beşerin necatı İnsanlaşmaktadır. İnsanlaşın
- İnsanlaştırın!
Atamız
var olsun!
3.Kitap
En sıradan
kitap kendi mevzusundakı ara bilgilerden yüksektir.
Asif Ata
onlarca kitap sahipidir. Onun kitapı daimidir, ebedidir; Onun Kitapı
tüm beşerindir; Onun Kitapı İç, Dahili Yol Kitapıdır.
Onun İnsan Kitapı İnsanın Kimliğini, Onun İnam
Kitapı İnamın ünvanını, Onun Ruh Kitapı
Ruhun ne olduğunu, Onun
Hayat Kitapı Hayatın nasıl olduğunu (Olanla Olmalını),
Onun İntibah Kitapı Beşerin Amaçı için ne ve nasıl
etmek gerektiyini gösterıyor. Onun Sadakatı, Ruhani hükümleri,
Ruhani Belgeleri - Ocağın, İnamın, Evlat şahsiyetinin
İnsanın günden-güne, basamak-basamak kurulmasını,
dahiyane mimarlığı... O biri Kitapları da şu yönde,
şu ağırlıkta, tartıda.
Asif Ata
Kendisinin Hayat Aşkından, İdrak Şevkinden, Ruhani Güzellik
yanğısından ihtizaza, titremeye geldi, Onun Veciti Yere - Göke sığmadı,
Onu Vahiye yükseltdi. Titremeli yürekde, Vahiyli idrakda gerçekliğin
helme ihtirasları kalmıyor, yüce Amaçlar cilveleniyor. Asif Ata
Vahyi - beşere yeni bir İnam sundu.
Asif Ata
kendi Ömrünün keşmekeşlerinden İnsana İnam yarattı -
Onu keşmekeşlere uğradanlara
inam. Çünki o onları onlardan iyi tanıyordu, çünki insanları
öğrenmeği Kendisine ihtisas etmişti. Asif Atanın insana
inamı o kadar çoktu ki, Onun en başlıca, önemli özelliği
bu idi: insana inanmak! (Asif Ata Ocağının Evlatı Safruh,
insana münasebetlerine göre, peygamberleri böylece sıralıyor: Zerdüşt
İnsanı görüyordu, Buda insana yanıyordu, İsa insana
acıyordu, Muhammed insana öfkeleniyordu, Musa için insan yoktu, yalnız
Yahudi vardı, Asif Ata insana inanıyor).
Asif Atanın
insana inamı Asif Atanın Kitapını yarattı. Demek,
şu inam Kitap yaratacak güçde ve kudretde olmuştur.
Allaha
inanan kimse demiyor Allahlaşın, diyor ki, bendeleşin! İnsana
inanan diyor ki, İnsanlaşın! Çünki insanlaşmak beşerin
Amaçıdır.
Amaç hem
de necatdır. Kuruca necatda bendelik var, Amaçda İlahilik.
İlahilik insanilikdir. İnsanilik kendisi İlahiliktir,
Ulviliktir. İlahi, ulvi taleplere uyğun gelmeyen insan değil.
Buna göre
de Amaçdır insanilik! Asif Atanın Kitapını yaradan şunun
Harayı, Seslenişi idi.
Beşerin
Amaçı Kutsaldır. Asif Atanın Kitapı bu Amaçın
tesbiti, saptanmasıdır. Beşerin
Amaçı Kutsal olduğu için onu tesbit eden kitap da Kutsaldır.
Asif Ata,
demek olar, ömrü boyunca şu Harayı, Seslenişi çekmiştir.
Bu Sesleniş 45 Kutsal Kitap, 7 Kutsal Kelam yaratmıştır.
Bunlar, aslında, bir kitapdır: Ata Kitapı ve ya Ata Kitap öpülüp
göz üstüne koyulan. Bu, o Kitapdır ki, okuyup bir kenara koyamazsın.
O, senin insanlık yöntemindir, içindeki kumpastır - beşeri Amaçına
doğru yönelden, aparan. Bu, sıradan anlamdakı kitap değil,
ileride söylediğimiz kibi, büsbütün Dahili, İç Yol Kitabıdır.
Beşerin içindeki Yol ihtiyacı tükenende şu Kitapa da ihtiyac
olmayacak. Beşerin içerisinde Yol ihtiyacı ise sonsuzdur!
Ayılsın
dünya! Dikelsin dünya! Düzelsin dünya! Dirilsin dünya! - Amaç makamıdır!-
diyor o Kitap. Amaç da İnsanlaşmaktır! Yani ruhsal değerler
esasında yaşamağa geçmeliyiz. Yani kardeş karından
ileridir, yani el için ağlamayan kördür. Yani Hayırın Hayırdan
başka ödülü yoktur. Yani insan doğrudan da Yer yüzünün şerefi
olmalıdır!..Yani İnsan ömrü beş günlük değil,
tükenmezdir.
Asif Atanın
Kitapı şu kibi Seslenişlerin peygambercesine izharıdır.
O hem bilimdir, hem şiirdir, hem müziktir, hem idrak işidir, hem gerçek,
ameli iştir - bütünlükle Peygamber Harayı, Seslenişidir.
Peygamber
Harayı bütün varlığı kapsasa da, oldukca yığcam,
kısa oluyor, o, sanki birce söze yerleşiyor, sığıyor.
Asif Atanın o Birce Sözü şudur: İnsanlaşın! Bu Söz
yenelenmiş değil. Ata yazılarında ancak canlı, soluklu,
ihtiraslı, ağrılı, yanğılı, bin türlü
Haraydır, Sesleniştir. Muzikde do sesi (notu) her zaman bir tür
yazılıyor, onun haray çaları, özelliği ise tükenmezdir.
Asif Ata böyle
bir Kitap koymuş ortaya.
...Asif Ata
türkün hem Konfutsisidir, hem Lao-tsızısı (hem filozofudur, hem
peygamberi); hem İsasıdır, hem Muhammedi; hem yeniçağ Zerdüştüdür,
hem Budası. Asif Ata türkün manevi, ruhsal Atasıdır.
Asif Ata
beşerin ilk İnsanilik Peygamberidir.
Onun ömrü
Onun İnamını doğurmuştur.
Onun İnamı
Onun Kitapına yakındır, Onun Kitapı Onun İnamına.
Onun Ömrü,
İnamı, Kitapı Onun Ocağında yaşıyor.
Atamız
var olsun!
4.Ocak
Peygamber
yalnızca bir izharçı, harayçı değil, hem de kurucudur.
Asif Ata Azerbaycanda Mutlaka İnam Ocağı (Ruhaniyat Ocağı)
yakıp. O Ocak bugün artık 25 (şimdi 29 dilmancın
notu) yaşındadır. Onun onlarca Evlatı ve bir kaç
Ruhsal Ailesi var.
Ocağın
meramı Mutlaka İnamı var etmek, İnsanın kamilleşmesine
ünvan ve yardımçı olmak; özgür- kutsal Vatan ideasını
yaymak, Ruhsal Birlik örneği olmak; Doğu değerlerini (kutsallık,
ruhsallık...) beşere kaytarmak; beşeri değerleri artırmak,
onların sahipi ve koruyucusu olmaktır.
Ayrıca:
Ocağın amaçı Asif Atanın Peygamberliğini
onaylamaktır. Çünki şunsuz Mutlaka İnam bağbansız
bağa benzer.
Asif Atanın
Mutlaka İnam Ocağı gelecek Ruhsal Birliğin rüşeymidir.
Ocağın kendi yaşam ve iş kuralları var. Ocak yılda
8 Tören geçiriyor: Yeni yıl (1 Güneş ayı mart), Ruhani
İdrak Günü (25 Çiçek - nisan), Evlat Günü (1 Şöle - haziran),
Ata Sonevini (Kabirini) Ziyaret Günü (5 Şöle haziran), Kutsal
Ziyaretgah Töreni (1 Gurup - ağustos), Ata Günü (25 Ata ayı eylül),
Ruhsal Sefer Günü (27 Sert aralık) ve Ruhsal Aile Günü (6 Göçeri
ayı - şubat).
Ocağın
yılda 4 bayramı var: İnsanlık (14 Güneş -mart), Ulusçuluk
(13 Şöle - haziran), Doğusallık (12 Ata ayı - eylül) ve Beşerilik
(12 Sert ayı - aralık).
Asif Atanın
Hazan ayı 7-ci yıl (ekim 1985) tarihli Kutsal Amel eserinin X bölümünde
deyiliyor: Atalılar Kutsal Tarih ve Kutsal Takvim esasında yaşıyorlar.
O çağdan Ocak hem kendi ilsıra (tarih), hem de kendi günsırası
(takvim) ile yaşayıp çalışıyor. Ocağın ayları:
1.Güneş (mart), 2.Çiçek (nisan), 3.İşık (mayıs), 4.Şöle
(haziran), 5.Od (temmuz), 6.Gurup (ağustos), 7.Ata (eylül), 8.Hazan
(ekim), 9.Yağış (kasım), 10.Sert (aralık), 11. Kar
(ocak) ve 12.Göçeri (şubat). Ocak günsırasında (takviminde) günlerin
adları: I.Arzu, II.Ümit, III.Dözüm, IV.Merhem, V.Kısmet, VI.Murat,
VII. İnam. (Ocakda ayların ve günlerin
sayı miladda olduğu kibidir. Ocak günsırası 1.1.1979-dan başlıyor-
dilmancın notu)
Ocak -
Ailelerden ibaretdir. Bu, cismani aile değil. 3-5 ve daha çok Evlatın
birliğidir. Onlar üye yok, Evlat
(ve ya Ocakçı) adlanıyorlar. Her Ailenin bir Yükümlüsü
(Temsilcisi) oluyor. (Yükümlü sözü Asif Atanın Yükümüzden
Büyük Sevincimiz yoktur! deyimi esasında yaratılmıştır).
Ailenin işlerini o nizamlıyor.
Her ailenin
ayda bir defa Aile Günü adlı üç bölümden oluşan toplantısı
düzenleniyor. (şu, Ocağın yılda bir kez geçirilen Aile
Günü Töreninden farklıdır). 1. bölümde her kes tarafından
Aileye Amaçlaşma (Ata Mirasını ve o yönde öğrenmeler),
Kamilleşme (kendi noksanlarına karşı savaş - Özüyledöyüş)
ve Uluslaşma (Ocak Amaçının yayılması) raporları
veriliyor; Kutsal okuma adlanan 2. bölümde Asif Atanın Eserlerinden
parçalar okunulur; sonda Kutsal görme bölümü geliyor burada Asifçiler
ülkenin ve dünyanın bugünkü durumu ve olaylarını Mutlaka
İnam Ruhaniyatı yönünden değerlendiriyorlar.
Ocağın
işinde bir çok Ocakseverler de bu ve ya başka tür katkıda
bulunuyorlar. Ve bir de Ocağın yöresi, etkilediği çevre var.
Şunların hepsi Asif Ata şahsıyetinin çekimile yaranmıştır,
şimdi de Ocağın Evlatları tarafından devam etdiriliyor,
geliştiriliyor.
Ocağın
Aile biçimini Ata 1 Hazan ayı, 6 yılında (1.X.1984) Evlatlara
Kutsal Buyuruk olarak Amel eserinde ileri sürmüştür: Evlerde, müesseselerde
Asif Ata Aileleri yaranıyor. Onlar Asifçiler adlanıyor. Her haftanın
bir günü (sonralar Ata haftayı ayla karşılık
yapmıştır - Safruh)
Kutsal Gün sayılıyor ve o gün Asif Amaçına ithaf olunuyor.
Yeri gelmişken, söyleyim ki, o çağlar Ocak sözü yaranmış
olsa da, hala ciddileşmemişti. Eserde Ocak Aileleri sözünün
karşılığı olarak Asif Aileleri yazılması
bundandır.
Ailenin
hemin gün ne yapdığını yazdık...
Şimdi
Asif Atanın Mutlaka İnam Ocağının kendi çevresi var ve
böyle demek olursa, merkeze cezb
olunma güçü ve kanunauyğunluğu var. Bu, Asif Ata Peygamberliğinin
oluşturduğu, Asif Ata Peygamberliğine dayanan, Onu yaşadan
çevredir. Bu çevreyi yaşatanlar ve burada yaşayanlar (birbaş bu
çevrenin içerisinde olmayan, ancak onunla yaşayanlar da) İnamçılar
adlanıyor, Atalılar soyu
sayılıyorlar. Onların cismani aileleri de artık
İnamçılardan oluşuyor. Aydındır ki, onların
Peygamberi Asif Atadır! (Bir başka adıyla: İnam Ata - dilmancın
notu)
Türkün
eski çağlarında Ocağın Sumerçilik, Zerdüştçülük,
Babekçilik, Dede Korkutluk, Hurufiçilik, Fuzulilik, Makamlılık ve
Sazlık kibi kökleri olduğu vurğulanıyor.
Böylece,
Mutlaka İnam Ocağında Asif Atanın 20-30 yıl önce ileri
sürdüğü ve üzerinde kendi inatı ile dayandığı, başkalarına
ise ilğım, hülya, uydurma, hatta delilik kibi görünen bir düşüncesi
gerçekleşmiş oluyor: Ayrı-ayrı özgür bireylerden yeni
ulus yaratmak. Ata bunu karakter biçimde
böylece ifade etmeği seviyordu: Birey-birey, ağaç-ağaç,
hal-hal.
Ocak
bireyleri Ata tarafından belirlenmiş, ruhsal mazmunlu adlar taşıyorlar.
Onların ilkin belgeleri Evlatlık Belgesidir. Onların başlıca
renkleri sarı, ağ ve göktür; sarı - Güneşi, ağ - küsursuzluğu,
temızliği, gök Gökleri anlatıyor. İnamçıların
selamlaşma sağollaşma, ayrılma sözleri büsbütün
kendilerinindir - Ata tarafından belirlenmiş. Onların
kendi ayin ve törenleri vardır. Onlar minimal yaşam kuralları
ile yaşıyorlar. Onların toy-vay kuralları da kendilerinindir
- Atadan gelen yaşam felsefesine dayanıyor.
Mutlaka
İnam Ocağının ulusal, beşeri, dünyevi edebiyatı
ve felsefesi yaranmaktadır. Asif Ata bediyatı ve felsefesinden
kaynaklanan, onun devamı, yaşatılması, gelişmesi kibi.
Ayrı-ayrı
Ataçı İnamçı bireylerin adları, uğurları artık
ulusun duyğu ve düşüncesine yazılmakta. Artık inamla diye
biliriz: gelecek Mutlaka İnamındır!
...Bu iş
nasıl oluştu? Ben Asif Atanın kendi inatını boşuna
hatırlatmadım. Bu İnat Atamızın Ruh üste içsesinde
güzel ifade olunmuş. Ondan birce cümle: Dünya Şerlidir, sen
Şerli olma - Dünya dağılsa
da, sen şerli olma!
Ocakçılar
İnamçılar Asif Atanın nazariyede
cizgilerini verdiyi Ruhsal Devlet idealına doğru gigiyorlar. Bu
Yolda onların başları yüzerinde Mutlaka İnam Bayrağı
dalğalanıyor.
Atamız
var olsun!
5. Bayrak
XX yüzyılın
baykuşları İnsana İnam Bayrağını çiğnemeğe
çalışıyorlar. Biz o bayrağı başımızın
üzerine kaldırıyoruz.(Ocak Amaçı izharından.
Yol Kutsal Kitabından).
Asif Ata bu
sözü yazanda (1980) Ocak Bayrağının sesi-sorağı bile
yok idi. Ocak Bayrağı şundan yıllarca sonra düzeltilmişti.
Bu İnsan
nedir, kimdir? Zengindir - Yoksuldur? Seçkinmidir - Kara ehalimi? Güzeldir -
Çirkindir? Emekçidır- Sermayeçi? Kentlidir - Köylü? Aydındır
- Karanlık? Yazıktır - Azgın? Düzgündür -Pozgun? Yaşmaklıdır
- Çıplak? İndustur - Müslüman? Doğuludur - Batılı?
Oturakdır - Göçeri?..
Peki, nedir
bu İnsan? İdrakının oyandığı ilk günden beşerin
öğrendiği, ancak onun için hala da bilmece olan bu varlık nedir
böyle?
Asif Ataya
göre, bütün bu ak-kara tezatları arasında geçilmez uçurum yoktur.
Uçurum yüzeydeki görüntüdedir. Temeldeki Birdir, bir-birine tanışdır,
yakındır. Tarihin, beşerin bedbahtlığı orasındadır
ki, onun bayrakları daim tezatlı olmuş, bayrak bakrak tarafından
düşman sayılmış. Beşer kendisinin tezatlı, düşmançı
hasletini onun çalarları (renk tonu) biçiminde bayrağa çevirmiş.
Mesela, düşünülmüş ki, Türk bayrağının varlığı
Rus bayrağı için korku türetiyor, buna göre de biz ruslar onu yok
etmeye çalışmalıyız. Yahut biz kibarlar, asilzadeler kara,
yoksul ehali ile bir bayrak altında ola bilmeriz. Yahut biz hristiyanlar müslümanları
kırmalıyız; biz müslümanlar indusları...Böylece düşman
düşmanını yenmek ister; onu zaaf, kendisini güçlü ister. Buna
göre de bayraklara güç sembolleri çıkarılıyor: Aslan, Kaplan,
Karakuş, Kertenkele, Timsah, Kartal, Kurt, Ayı, hatta Yılan,
Akrep, Sırtlan...Adları çekilen yırtıcılar ise sembolün
ince örtüğünü kolayca kaldırarak, insana karşı
kendisinin ölümsaçan dişini, tırnağını işe salıyor.
Asif Ata
bunu beşer için ayıp saydı, reddetdi, tamğaladı
ve temeldeki Biri, Birliği bayraka çıkardı. Başın
üzerine baş sahipinden yükseyi kaldırmak olar! Mesela, ben Saftuh
Asif Atanı İnam Ata Adıyla başımın üstündeki
Bayrak sanıyorum. Çünki O, benden yüksektir, ben Ona doğru
gitmeliyim, Ona doğru gitmek beni yaşatıyor, ucaltıyor.
Beşer
için İnsanilikten yüksek hiç bir şey yok - bu, beşeri enine -
boyuna, enginliğine derinliğine
öğrenmiş Asif Atanın geldiği kanıdır. Bu, adice
öğrenmenin sonuçu değil, idrakın en yükek katı olan
Vahyin söylediğidir. Bu, o mezmundur ki, okuyup geçmek olmuyor, okuyup öğrenmek
azdır; onu ancak Bayraka çevirip başlar üzerine kaldırmak
gerekir.
Asif Ata böylece
de yaptı - İnsanilik talepini
Bayraka çevirdi, ona İnsanın resmini çektirdi ve üstüne İnsanlaşın,
İnsanlaştırın! sözlerini yazdırdı. Öğretinin
kendisinde (İnamda, Kitapda) İnsanilik,
Bayrakda - İnsanilik; Ömür bunun temeli, Ocak şunun yöntemi...
Mutlaka
İnam Bayrağındakı Asif Atanın resmi İnsanı
temsil ediyor, Asif Atanın kendi
benini yok. İnsanın Bayrağında İnsan
resmi olmaldır, hayvanlar aleminin temsilcileri yok.
Budur Asif
Ata Peygamberliğinin Bayrak Tasdiki. Tekce bunun kendisi - Peygamberlik için
yeterlidir.
Bolşeviklerin
Bayrağında da insan resmi vardı - V.İ.Lenininki. Ancak
oradakı resim insanı yok, bir sosyal sınfın siyasi önderini
temsil ediyordu. Söz gelimi bildiriyoruz ki, orak - çekiçli, siyasi önderli
bayrak kendisine kadar olan bayraklardan bir addım ileri idi. Asif Ata
Bayrağına kadarkı Bayrakların harayları, seslenişleri
gerçekleşende de dünyanın işleri düzelmiyordu, çünki her bir
Bayrak kendi harayını başka Bayrakların sesini batırmakla
gerçekleştirmeye çalışıyordu. Hem de o Bayraklar kalelerin
üstünden asılıyordu. Asif Ata ise Kendi Bayrağını yüreklerin
başında dalğalandırmak isteğile yaratmış. Böyle
bir eminlikle ki, yalnız insan düzelende dünya düzelecek.
Mutlaka
İnam Ocağının Bayrağı Asif Atanın 5 Ata ayı,
8 yılında (eylül 1986) aşağıdakı Ruhani Hükmü
ile yaratılmış ve Ocak yılsırasının 9. Yeni Yılında
(15 mart 1987) kabul edilmiştir.
Asif Ata
Kutsal Bayrağımız
1. 9 yılının
Kar ayının 15-e kadar İnamınızın Kutsal Bayrağı
düzeltiliyor.
Bir yüzünde
Evlad Belgesinin yüz kabığı veriliyor, o biri yüzünde
Güneş renginde (sarı), Ocak renginde (açık kırmızı),
İşık renginde (ak) sembolik hatlar çekiliyor.
Bayrağın
bütün renki gök.
2. Kar ayının
15-de Evlatım Halal Bayrağı Ata huzuruna getiriyor.
3. Bayrak
gizli saklanıyor, yad kimseye gösterilmiyor, düşmana verilmiyor, çıkılmaz
durumda yandırılıyor.
4.Bayrak
Ata Hükmüyle Törenlerde sergileniyor.
5. Bayrak
yaratılmasına yetkili Evlatım Safruh.
6. Bayrağın
koruyucusu Evatım Esil.
5 Kısmet
günü, Ata Ayı, 8. Baku (eylül 1986).
...
Bununla ben
Asif Ata Peygamberliğinin Beş Tasdikini en yığcam, en kısa
cizgilerle bitirdim. Sonda bir-iki söze gerek duydum.
Ömür
tasdikinin birinci bölümünde dedik ki, Peygamber Harayı, Seslenişi
beşerin yaşamında değişiklik, başkalaşma
yaratıyor.
Zerdüştün
gelişi İnsanın içindeki ikiliği (ışıkla
karanlığın savaşı) üze çıkardı;
Budanın
gelişi İmtina kaçınılmazlığını
anlatdı ( hemen ikinin birinden);
Musanın
gelişi bir ulusu ölümden kurtardı;
İsanın
gelişi- İnsanın ağrılarına gözleri
açtı;
Muhammedin
gelişi bütperestlik başıbozukluğuna,
çokallahlık hercayiliğine son koydu.
Asif Atanın
gelişi - Mutlaklığın ünvanını kesinleştirdi;
kurtarıcını İnsan olarak belli etdi; İnsanı Ömründen,
İnamından, Kitapından geçirerek, Bayrağına yükseltdi
ve şu Bayrağı Ocağına tapşırdı, havale
etdi. Bununla da secde edeni secde edilene çevirdi. Bu beşerin
hamuruna katılan Tuzdur, şu Tuz o hamurun tatını değişmelidir,
değiştirmeye bilemez. Böylece
bizim kesin düşüncemiz şudur: Asif Ata okunu atmış, ovunu
vurmuş - Peygamberdir!
Asif Atanın
Peygamberliğine inanmağın en doğru yoluysa Onun Kendi
Kitabını okumaktır.
Atamız
var olsun!
Güneş
Çiçek Ayları, 25 yılı. Atakend. (Mart - nisan 2003. Baku).
İlaveler
Asif Atanın Kutsal Kitaplarının listesi
1.
Mutlaka İnam.
Yağış ayı 5 yıl (kasım 1983).
2.
Mutlakleşmek Var olmak. 14 Şöle ayı, 6 yıl. (haziran 1984).
3.
Ömrüm-Günüm.
Od ayı 6 yıl.
4.
Yol - Ata Sözü.
8 Gurup ayı 6 yıl.
5.
Mutlakalık.
Hazan - Sert ayı 6 yıl.
6.
Bediyat. Kar ayı
6 yıl.
7.
Tezatlar.
İşık ayı 7 yıl ( 1985 mayıs).
8.
Olan-Olmayan.
16 Şöle ayı 7 yıl.
9.
Münasebetler. Kutsal hat .Gurup Ata ayı 7 yıl.
10.
Semboller.
Hazan ayı 7 yıl.
11.
Anlamlar.
Od ayı 9 yıl (1987).
12.
Sadakat.
İşık ayı 10 yıl (1988).
13.
Adamlık İnsanlık.
Göçeri ayı 10 yıl (şubat 1988).
14.
Ruhani hükümler.
Ata ayı 11 yıl (eylül 1989).
15.
Özünden Yüksek.
Sert ayı 11 yıl (dekabr 1989).
16.
Makam Felsefesi.
Od ayı 12 yıl (temmuz 1990).
17.
Varlık - Yokluk.
Yağış ayı 13 yıl (kasım 1991).
18.
Mahiyet. Çiçek
ayı 14 yıl (nisan 1992).
19.
Gerçekliği Ötmek.
Kar ayı 14 yıl.
20.
Ruhaniyat.
Göçeri ayı 14 yıl (şubat 1993).
21.
Hak. Od ayı
15 yıl (iyul 1993).
22.
Kutsallık.
Od ayı 15 yıl.
23.
Ölçü. Od ayı
15 yıl.
24.
İnam Felsefesi.
Güneş ayı 16 yıl (mart 1994).
25.
Ahlak. Gurup ayı 16 yıl (ağustos 1994).
26.
Temel. Sert ayı
16 yıl.
27.
İnsanilik İmkanı.
Kar ayı 16 yıl.
28.
Hakikat İnsaniliği.
Göçeri ayı 16 yıl.
29.
İnsanilik.
Şöle ayı 17 yıl (haziran 1995).
30.
Özümlük Özgelik.
Ata ayı 17 yıl (eylül 1995).
31.
Ekonomi İnsansızlığı - Ekonomi
İnsaniliği. Kar ayı 17 yıl.
32.
Hakikatlar.
7-19 yıllar.
33.
Bütünlük Hakikati.
Od ayı 18 yıl (iyul 1996).
34.
Kamilleşme Ameli.
Od ayı 18 yıl.
35.
İçeriden Gerçekleşmek.Gurup
ayı 18 yıl.
36.
Dünyadan Üstün.
Ata ayı 18 yıl.
37.
Hak-Haksızlık.
Hazan ayı 18 yıl.
38.
İnsana yaramak.
Sert ayı 18 yıl.
39.
Siyasetden üstün.
Kar ayı 18 yıl.
40.
Adamdan insana.
Göçeri ayı 18 yıl.
41.
Dünyaçılık İnsançılık.
Güneş ayı 19 yıl (mart 1997).
42.
Hakikat Özgürlüğü Anlamsızlık
Esareti. Güneş ayı 19 yıl.
43.
Hallar. Çiçek ayı
19 yıl.
44.
Dünçülük- Sabahçılık.
İşık ayı 19 yıl.
45.
İnsanilikten Yaranan.
İşık ayı 19 yıl.
Kutsal kelamlar
1.Mutlakla
temas. Güneş ayı 14 yıl (mart 1992).
2. İkilik.
İşık ayı 14 yıl.
3. Varlığın
kendisinde -Varlıktan artık. Göçeri ayı 16 yıl.
4. Varlık
Anlam. Güneş Ayı 17 yıl (mart 1995).
5.Sabah
üste. Güneş ayı 18 yıl (mart 1996).
6. İmtinaya
kavuşmak. Od ayı 18 yıl.
7. İnsanilik
Dünyası. İşık ayı 19 yıl (mayıs 1997).
Türkiye türkcesine uyarlayan: Yolruh Atalı
Yağış ayı 29 yıl (Kasım ayı
2007)