NAHÇIVAN DOĞU’YA AÇILAN KAPIMI…  

 Azerbaycan’ın eski  topraklarından olan Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Küçük Kafkas dağlarının Güney-Batı bölgesinde yerleşir. 1918’de Zengezur kazasının Ermenilere verilmesi ile Nahçıvan arazisi Azerbaycan’dan ayrı salınmıştır.

     Nahçıvan dağlık bir ülkedir. Arazisinin 32 km (Aras nehri boyunca düzenlik) deniz seviyesinden 600-1000 metre yüksekte yerleşir. Kuzeyden Daralegez dağları (en yüksek noktası Kükür dağı-3120 metre), Doğudan Elengöz dağları (en yüksek noktası Kapıcık dağı-3960 metre) ile sınırlıdır. Kuzey ve Doğudan Ermenistan Cumhuriyeti (sınır hattının uzunluğu 246 km), Batıdan ve Güneyden Türkiye Cumhuriyeti ( 11 km), İran İslam Cumhuriyeti (204 km) ile hem sınırdır. Yüz ölçümü 5,5 bin km, nüfus sayısı 365 bin, 7 inzibati arazi bölgesi  Babek, Kengerli, Culfa, Ordubad, Sederek, Şahbuz, Şerur), 4 şehir 8 kasaba, 204 köyü vardır. Başkenti Nahçıvan şehridir.    

                       

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Resim 1               

Doğunun en eski kültür merkezlerinden biri olan Nahcivan’ın yaşı 3500 yıldan çok sayılır. İlk yazılı kaynak Yunan coğrafyacısı Klavdi  Ptolomeyin “Coğrafya“ eserinde rast gelinir. O, Nahcivan’ın hala M.Ö. eski bir şehir   

 olduğunu haber vermiştir. Kaynaklara göre 654 yılında Arap amiri Habib İbn Mesleme  Nahcivan’ı işgal etmiştir. XI. Yüzyılın ortalarından başlayarak Nacivan’a Selçuklu sultanları hükümranlık etmişler. 1136 yılında Selçuklu Devleti’nin varislerinden Şemsettin Eldeniz bölgeye hâkim olmuş ve Atabeyler döneminin esasını koymuştur. 1175 senesine kadar Nahçıvan bu devletin Başkenti olmuştur. 1221 yılında Cengiz Han’ın Orduları Nahçivan’a baskın yapmış ve şehri dağıtmıştır. 1225 yılından itibaren Harezm Şah Muhammed’in oğlu Celaleddin Menguburi Nahcıvan’ı  idare etmiştir. 1386 da Timur  (Topal Timur) Nahcivan’a gelmiştir. XV. Yüzyılda Karakoyunlu ve Akkoyunlular Nahcivan’da hâkim olmuşlar. 1501 senesinde Şah İsmail  Nahcivan’da Ak Koyunluları mağlup ederek Nahcivan’ı Safevi Devleti’nin hâkimiyeti altına geçirmişti. 1729 yılında II. Tahmasip’i tahta çıkaran ve sonra onu oradan uzaklaştıran Nadir Şah Afşar 1737 yılında  kendini İran’ın Şahı ilan etmiştir.

                 1747 yılında Nadir Şah öldürüldükten sonra Azerbaycan’da 20 bağımsız devlet yarandı. Bu devletlerden birinin, Nahçıvan Devleti’nin kurucusu, Kengerli tayfa başçısı Haydar Kuli Han idi. 1787 yılında Nahçıvan Han’ı Kelbeli Han olmuştur. Birinci Rus-İran savaşında (1805-1813) Nahçıvan Hanlığı Gülistan (1813) Antlaşması’nın şartlarına göre İran’ın  hakimiyetine verilmiştir. Lakin, II Rus-İran Savaşı’nın (1826-1828) sonuçlarına göre imzalanmış Türkmençay Antlaşması Nahçıvan’ın idare olunmasını Rusya’ya vermiştir. 1911 senesinde N. İ. Şavrov şöyle yazıyordu: “Bu arazilerin   Rusya idaresine geçmesi ile paralel olarak yalnızca 1828-1830 yıllar arası, bölgeye Kafkasya’ya  özellikle de Dağlık Karabağ ve Nahcıvan’a İran’dan 40 bin, Türkiye’den 84.600 Ermeni göç ettirilmişti. Böylece bu yıllardan başlayarak bölge Hıristiyanlaşma sürecine dahil olmuştur.

         1905-1917 yıllarında  Rusya’da baş veren İhtilal’ler Kafkas bölgesinde de kendi etkisini göstermeğe başlamıştı. Baş veren olaylar sonucunda 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ilan olunmuş ve bu hükümet derhal Türkiye tarafından tanınmıştır. 1917’de Nahçıvan arazisinde kurulmuş geçici hükümet (Nahçıvan Milli Komutası) gerçek  yardımı yalnız Türkiye’den ala bilmişti. Halil Beyin komutanlığı ile Türk Ordusu yardıma geldi. Kasım 1918’de   Türk-Aras Cumhuriyeti kuruldu.  Başkenti Nahçıvan şehri olan bu Cumhuriyetin arazisi 16.000 km2, nüfusu ise 1 milyona yakındı. Sınırları Nahçıvan, Şerur-Daralagez, Ordubad kazalarını ayrıca  Uluhan’lı, Vedibasar, Kemerli, Meğri vb. arazileri birleştirirdi.

                 Türkiye’nin I. Dünya Savaşı’ndaki mağlubiyeti, Mondros Antlaşması’nın şartlarına göre Türk Orduları’nın Azerbaycan’dan, o cümleden Nahçıvan’dan çıkarılmasına sebep oldu ve Azerbaycan 28 Nisan 1920’de  Ruslar tarafından işgal edildi.

                  Azerbaycan’ın işgalinden sonra 28 Haziran 1920’de Nahçıvan’da da Sovyet Hükümeti kuruldu. 16 Mart 1921’de Moskova, 13 Ekim 1921’de  Kars Antlaşmaları’na göre üçüncü devlete verilmemesi şartı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Azerbaycan’ın terkibinde özerk arazi olarak tespit edildi. Kars Antlaşması imzalanırken Nahçıvan’nın arazisi 6988 km2 idi. Sonradan bu Uluslararası anlaşmalar tek taraflı biçimde bozularak Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin sınırlarına yeniden bakılmış, 18 Şubat 1929’da Zakafkasya MK-in kararı ile Nahçıvan’a mahsus araziler, o cümleden Gerçivan, Kurt Kulak, Horadiz, Ağbin, Ağhaç, Danan, Elmalı, İtkıran, Sultanbey ve Kilit köyünün bir parçası Ermenistan’ın terkibine verilmiştir. 1962, 1965 ve 1967 yıllarında haritalarda yapılan sahtekarlıklar neticesinde yol Urmuye köyünden Arazdegen arasından geçmesı gereken sınır hattı Sederek köyüne doğru çekilerek 400 hektardan artık arazi Ermenistan arazisine katılmıştır.

                 19 Ocak 1990’da  Ermeniler Nahçıvan’ın Kerki köyünü işgal ettiler.

         Şimdi, bölgede son 10-20 yıl içerisinde baş veren hadiseler, onların  günümüze tezahürü  ve jeopolitik durumu hakkında bilgileri aktaralım. 1987’de  Paris’te SSCB Başkanı Gorboçov’un en yakın danışmanlarından, Ermeni asıllı Aganbekyan’ın, sahte açıklamalarında Dağlık Karabağ’ın Ermeni toprakları olduğu iddiasını ileri sürmesinden sonra, Ermeni milliyetçileri açık seçik  Karabağ’ın işgalini gerçekleştirmeye giriştiler. SSCB-in en yüksek dairelerinden (Gorboçov’n hanımı Reisa Gorbaçov’a da bu güçlerin içinde bulunuyordu.) Gorbaçov’un siyasi taktiklerinden güç alan Ermeni-Taşnak teröristler Gorbaçov’un başlattığı “perestroyka ve glastnost” sloganlarını bayrak ederek, Dağlık Karabağ’da, güya ekonomik nedenlerle mitingler düzenlemeye başladılar.  

                 Maalesef, Azerbaycan’ı idare eden Ayaz Mutallibov ve A. Vezirov gibi mankurtlar burunlarının ucundan uzağı göremiyor veya görmek istemiyorlardı. Halen, en küçük işlerde bile, kararı Moskova’dan bekliyorlardı. Böyle bir durumda Azerbaycan halkı ayaklandı ve kendi sözünü söylemek için sokaklara döküldü.

                 15 Kasım 1988’de 1 milyondan fazla insanın toplandığı Bakü’nün Lenin (şimdiki Azatlık) meydanı süresiz mitinglerin geçirildiği bir mekana çevrildi. İlk önce Ermeni milliyetçilerinin durdurulması talebi ile meydana toplanan halk acilen Azerbaycan’ın bağımsızlığı sloganlarını duyurmaya başladı. Aynı zamanda Azerbaycan Cumhuriyetinin her yerinde olduğu gibi Nahçıvan’da da halk kendi sözünü söyledi. Azerbaycan’ın bağımsızlığı için en faal bölge haline gelmiş Nahçıvan halkı ilk olarak, 31 Aralık 1989’da Azerbaycan-İran sınırındaki dikenli telleri yalın elle sökmeye  başladı ve bir gün içerisinde bütün sınır boyu dikenli teller söküldü. Artık Azerbaycan’ın bağımsız bir devlet olması yönünde ilk adımlar atılmıştı. Nahçıvan bölgesi kendinin en şerefli ve mutlu günlerini yaşıyordu.

                 Gelişen olayların ardından, 19-20 Ocak 1990’da gece SSCB rehberliğinin emri ile, Bakü’Ye büyük bir Ordu (Resmi olarak 30-35 bin gösterilir) getirildi. SSCB Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı ve KGB-in hazırlattıkları ve gerçekleştirdikleri (“UDAR” DARBE) isimli operasyonda esas rolü özel “ALFA” ve “ A” tahribat grupları kendi üzerine almıştı. Bakü’de 138 kişi öldürülmüş, 700-den fazla kişi yaralanmıştı. Bütün bunlara rağmen o günler Azerbaycan’ın devletçilik tarihinde ve bağımsızlığa geden yolda en şerefli ve tarihi günlerden biri sayılmalıdır.

                 Fakat hadiselerin sonraki inkişafı, yaranan işsizlik, durumları, insanları ülkeni terk etmeye, mecbur etti.  Nahçıvan cumhuriyetini terk edenlerin ekseriyeti, Türkiye’ye veya Rusya Federasyonu’na gediyorlardı. Nahçıvan’a döne bilmedikleri için çok ucuz fiyata sattıkları evleri ve toprakları da PKK yanlıları alıyorlardı. Böylece, Nahçıvan köylerinde yaşı 18–55 arası çok az erkek kalmıştı. İran, Irak, ve  Türkiye’den Kürt asıllı ve PKK/GONGRA-GEL yanlılarının Nahçıvan’a getirilmesi, işle temin olunması, ev, ve toprak almalarına yardım olunması hiç kimseye sır değildir. Özellikle bütün Türk yurtlarının “Türk veya Doğu kapısı“ gibi nitelendirdikleri, 11 km olan  Türkiye Cumhuriyeti ile sınır olan Sederek ilçesi ve etrafında Kürt asıllıların yerleştirildiği bir faktır. Bilindiği gibi İran ve Nahçıvan’dakı Kürt unsurlar PKK adına çekinmeden mazot ve uyuşturucu madde ticareti yapıyorlar. Bölgede en rahatsızlık yaratan faktörlerden biri de Türkiye’nin Doğu ilçeleri ve İran’ın Kuzey-Batı zonası, Nahçıvan sınırı boyu Kürtleştiriliyor. Elde edilen bilgilerde de Türkiye’nin Ermenistan, Gürcistan ve tabi İran sınırları yakınlığında olan yaşayış meskenlerinin büyük ekseriyetinde bu proses yeteri kadar hızla hayata geçirilir. Türkiye’nin Doğuya açılan kapıları bağlanmak tehlikesi ile yüz-yüzedir ve bütün bunlar bizim gözümüz önünde baş veriyor. Şimdi sizler değerlendirin, bu koşullar altında olan Nahçıvan DOĞUYA AÇILAN KAPIMI VE YA YAHUT………….     

 

RASİM   BAYAT