FACİӘ AŊIMINDAKI

GİZLİ İRONİ

 

 

Dünyanıŋ çeşidli nöqtәlәrindә olduğu kimi hәm İstanbul-Anкara, hәm dә Tehran’da Xocalı Soyqırımı aŋma törәnlәri keçirildi. Bu iki törәni qarşılaşdırdığımızda bu tabloda çox maraqlı bir ironi (qara mizah) bәlkә çoxlarımızıŋ ağlınıŋ ucundan belә keçmәdi:

 

(1)

Ermәni Aqos qәzetiniŋ başyazarı Herand Dink’iŋ öldürülmәsi soŋrası vә cәnâzә günündә İstanbul’da onmiŋlәrcә ‘kimliўi bәlirsiz’ insan Şәhәriŋ göbәўindә “Hamımız Ermәniyik”, “Hamımız Herand Dinkik” yazılı plaкatlarla yürüyüş etdi.

Hamımız Ermәniyik deyәn mitingdә bir tәk polis tabloda görülmәz. 25 Şubat (Fevral) 2007 günü, elә Tәqsim Meydanı’nda “Hamımız Türkük” deyәn göstәridә isә qatılımçıdan daha çox çevik polis görünür sәhnәdә!

Olduqca tәpki toplayan “Hamımız Ermәniyik” göstәrisinә qarşılıq Xocalı soyqırımı aŋımında geŋiş qatılım gözlәnirkәn meydanda barmaqsayı Türkiyәli göründü meydanda! Onlarıŋ da hamısı ‘tәkrârî’ çöhrәlәr! (Yoxsa gerçәkdәn Hamımız Ermәniyik?!)

H. Dink’iŋ öldürülmәsi olayı hәftәlәrcә ulusal (!) qәzetlәriŋ 1-ci sәhifә manşeti, ulusal (!) medyanıŋ çәrәzi olurkәn, bu olay medyada bir manekenә ayrılan köşә qәdәr yer almadı!

O Ermәni ‘vәtәndaş’ıŋ cәnazәsinә dövlәt ‘yetkililәri’ qatılırkәn, Xocalı mitinginә yürüyüş izni belә verilmәdi!

Soŋra Ermәni soyqırım tasarısı yenә gündәmә gәler. Onda ‘qıçımızı yırtırıq’ ki…

 

(2)

Tehran’da hәdә-qorxu, gözyaşardan qaz içindә, silahlarıŋ namlusu öŋündә vә ilanıŋ yuvasında Ermәnistan Sәfirliўi qaşısında miŋlәrcә Güney Azәrbaycanlı Xocalı Soyqırımı vә ‘işbirikçi’sini protest etdi. İstanbul’da isә sayı bunuŋ yarısı qәdәr dә deўildi. Ancaq hәr iki sәhnәdә dә polis dururdu!

Әŋ ilginc ironik bәŋzәrlik isә: Tәqsim’dә bir qrup Cә’fәri (sözdә Âzәri!) dә törәnә çağrılmış. İran’da belә az görünәn ‘başörtülü’ bir yığınla birlikdә. Meydanda özlәrinә hava tutdurub “Allâhüәkbәr!” tәpirlәr… Bacılar, Xanım Zeynәb vә Kәrbәla’nı axtarır Tәqsim’dә! Salahәddin Abi’lәri dә orada (nedәnsә kirli saqqalıyla mәŋә ‘ağa’ları aŋımsadan’ Şeyx Salahәddin daha keçәn Qum’dan Mersedes Benz’i ilә qayıdıb poz verәrkәn gözaltına alınmışdı). Bir zaman ‘Xumeyniçilәr’ deyә bilinәn Cә’fәri qardaşlar bir qrup Güney Azәrbaycanlı ilә İran’ı bölmәmәk vә ABD imperializmi üzәrinә dartışırlar sәhnә arxasında. “Qutsal rejimi” pislәmәyiŋ deyirlәr. Onlar toplandıqları mitingiŋ qonusunu başa düşmәyiblәr bәlkә: Şî’ә dövlәtiniŋ Ermәnistan’a necә yardım etdiўini xatırlamaq istәmir, ya da bunu da Böyük Şeytanlarıŋ qarayaxması kimi dәўәrlәndirirlәr! Elә bu “İslam dövlәti”, vә elә lap indi Tehran’da Xocalı soyqırımı aŋımı törәnini gözyaşardıcı qazla dağıdır! (Bәlkә millәtiŋ gerçәkdәn ağlamasına yardım edirmiş!).

 

O ‘başörtülü’ yığın ertәsi gün eyni yerdә “Gәbәrsin ordumuz!” deyә bağırırmış…

 

(3)

Törәndәn soŋra кonsulluq tәrәfindәn düzәnlәnәn кonferansda Rәuf Dәnktaş Xocalı bәlgәsәlini izlәyәrkәn ağlayır. Oturumu açarkәn, sayın başкonsola “Bu filimdәn bizә dә göndәriŋ dünyanıŋ gözünә soxalım!” dediўini eşidirәm. Demәk olaydan 15 il soŋra belә R. Dәnktaş dahi bu bәlgәsәli ilk olaraq görür!

Soŋra qalxıb dünya niyә soyqırımı ‘görmür’ vә tanımır deyirik!

 

(4)

Кonfernsda bir qadın duyğulu danışmalarıyla hamını coşdurur. Hәtta ağladır. Qan-qan deyir. Kütahya’da Quzey Azәrbaycanlı bir târix professoruymuş. Daha soŋra meydandakı mitingdә müftә dağıdılan “İran’ın Etnik Yapısı” kitabınıŋ müәllifi olduğunu aŋlayıram. Kitabda İran rejimi öўülür, ABD lә’nәtlәnir. Sonucunda isә bu sәtirlәr yer alır:

“İran tarihi ve köklü bir ülkedir. […] Azeriler İran’ın parçalanmasına sıcak bakmamaktadırlar. Son yüzyılda Rusya’nın teşebbüsü ile başlatılan ve üç kere çok sayıda kurban verilmesi ve sürgün hadiselerinin yaşanması ile sonuçlanan olaylar (…) halkın belleğinden henüz silinmemiştir. Her ne kadar son dönemlerde İran’da yaşayan Kürt azınlık içerisinde bir hareketlenme yaşansa da yakın gelecekte İran’daki etnik grupların ayaklanması imkansız gibi görünmektedir. Birkaç ay önce Tahran’daki bir gazete Azerilerle ilgili yayınlanan provokasyon karakterli makalenin yarattığı etki, İran devletinin olaylara hakim olabilme yeteneği ile birlikte ülkede yaşayan Azeri vatandaşların sağduyulu tutumu, iddiamızı kanıtlamaktadır. Azeriler İran devleti aleyhinde hiçbir terör faaliyeti ve vatana ihanet oluşumu içerisinde yer almadığı İran devleti içerisinde demokratik bir ortamda hak ve hukuklarının takipçisi olma misyonunu üstlendiklerini açıkça ortaya koymaktadır…” (Aygün Attar, a.g.ә., s. 347)

“Bayan”ıŋ danışdığı bu olay 30’dәn çox adamıŋ şәhid edildiўi vә hәlә dә onlarca insanıŋ bunuŋla bağlı hәbs edildiўi olaydır! Aygün xanım tarixçidir. Ancaq hәrhalda İran’ıŋ soŋ 20 ildә Ermәni ilә flortunu (hәtta çılpaq rәsimlәrini!) görmәmәsini onuŋ “әski tarixlә ilgilәnmәsinә” bağlamaq gәrәk! Bәlkә dә Aygün xanım çox uzaqgörәn (miyob xәstәsi!) imiş!?

 

(4)

28 Şubat (Fevral) günü Anкara Universitetindә (Siyasal Bilimlәr Fakultәsindә) düzәnlәnәn aŋma törәnindәn soŋra ikisi Güneyli olmaq üzәrә birneçә Azәrbaycaycanlı qәmәli-bıçaqlı bir qaragüruhuŋ hücumuna uğrayıb mәdәnicә linç edilәr. Solçuymuşlar. Guya anaları Kürd, ataları Ermәni imiş! 

 

(5)

Mitingdә hәr qrupuŋ öz şüarını atması, bulandırıq sudan öz balığını tutması diqqәt çakir. ‘Qısır döngü’ mitingini düzәnlәyәn dәrnәўiŋ İranbölünmәzçi (İmamzamançı!) vә Әliyev soŋrası Azәrbaycanxorçu olduğu bilinir. Güney Azәrbaycan adı da oŋa —birçox sözdә Turançı kimi— cin-bismillah misâlı olduğu da bilinir. Ancaq törәndә bir qrup Güney Azәrbaycanlı’nıŋ 1918’dәki Urmu soyqırımı’na dâir aşağıdakı bildirini dağıtmasını әngәllәmәlәri dә maraqlı idi. Urmu vә әtrafında 130.000 Türk’üŋ soyqırımından tәk kәlmә belә söz edilmәdi!… Hәrhalda “siyâsәtә qarışmaq” istәmirmişlәr…

Soŋra da Ermәnilәr 1 milyon Ermәni soyqırıma uğramış, Xocalı’da qırılanlar da Ermәni imiş deyә iddia etdiўindә “nevr” (siŋir) oluruq!...  

Sәrbәstolmayan Qәzetçi:

Toğrul ATABAY

 

 

 

 

 

Mitingdә dağıdılan birdiri:

BİLİNMEYEN

URMİYE SOYKIRIMI

(1918)

Ermeni Çeteleri ve İşbirlikçileri Şubat–Haziran 1918 Tarihinde 130 Bin Güney Azerbaycan Türkünü Katlettiler

 

 

Ermeni cinayetleri sadece Kuzey Azerbaycan’la sınırlı kalmamış, Güney Azerbaycan’da da geçen asrın başında daha feci bir şekilde yaşanmıştır. Ne var ki bu korkunç cinayetler —Güney Azerbaycan devletçiliğinin ortadan kalkması ve Farisi egemenliğinin başlamasıyla eşzamanlı olduğu için— bugüne kadar gündeme getirilmemiştir.

I. Dünya Savaşı yıllarında Güney Azerbaycan’ın batısında Osmanlı ile sınır olan Urmiye, Salmas ve Hoy bölgeleri, kendilerine ait olmayan topraklarda ortak Hıristiyan devleti kurmak hülyası peşinde olan Ermeni ve Asurîlerin korkunç katliamlarına maruz kalmıştır. Rus ordusu 1917’de savaştan çekilince silahlarını Ermeni çetelerine bırakmıştır. Böylece ağır silahlara sahip olan Ermeniler ve yandaşları, İngilizler ve Amerika’nın Urmiye Başkonsolosu ve başmisyoner Dr. Shed’in de yardımıyla büyük bir ordu oluşturarak Güney Azerbaycan’ın Urmiye, Salmas bölgelerini ele geçirmek için harekete geçmiş ve Urmiye’de Müslüman Türk’e karşı korkunç bir soykırım başlatmışlardır. Daha sonra ise bir ültimatomla kentin 24 saat içinde teslim edilmesini talep etmişlerdir. Böylece Urmiye kentin ve hemen akabinde ise Salmas kentini katliamla ele geçirmişlerdir.

Osmanlı’dan kaçan 12000 aile Cilov, 20000 aile yerli Ermeni-Asurî ve 5000 Erivan Ermenisi, 800 Rus ve 72 Fransız subayı komutasındaki 20 bin kişilik deneyimli ve donanımlı ordu, Rus Başkonsolosu Nikitin ve ABD Başkonsolosu Shed’in siyasi yardımı ve gizli Fransız-İngiliz desteği ile kendilerini barındıran masum yerli insanın kanının akıtılması pahasına uyduruk bir devlet kurmak çabasındaydı.

Şubat 1918’den Haziran 1918’e kadar en az 130,000 Güney Azerbaycanlıyı katletmek pahasına bölgeyi kendi kontrollerinde bulunduran Ermenilerin amacı bölgeden geri çekilmiş olan Rus kuvvetlerinin yerine geçerek Osmanlı birliklerinin bu bölgede ilerlemesini önlemek ve büyük devletlerin de yardımıyla bağımsız bir devlet kurmaktı. Ancak Haziran 1918’de Osmanlı ordusu Güney Azerbaycan’ın adı geçen bölgelerini Ermenilerden geri almakla yerli Müslüman Türklerin Ermeniler tarafından katliamına son verdiği gibi Ermenilerin korkunç rüyalarını bozmuş oldu…

 

22 Şubat 1918: ‘Cilovluk’ Dehşeti

 

Güney Azerbaycan’ın Urmiye kentinde “Cilovluk Olayı” diye bilinen Türk soykırımında, Osmanlı’dan Batı Azerbaycan’a göç eden Ermeni ve Asurî orduları işbirliğiyle on binlerce silahsız Azerbaycan Türkü katliama maruz kaldı. 16 Mart 1918’de Cilovluk fitnesinin (Asurîlerin) dini lideri Marşimon’un —kendisi de Türk halkını katletmekte ve yağmalamakta Ermeni çetelerinden geri kalmayan— Kürt aşiret çetesi elebaşı Simitko tarafından terör edilmesini bahane eden Ermeniler, 20 Mart 1918’de Güney Azerbaycan’ın Urmiye kentinde çoluk çocuk demeden 24 saatlik bir Türk soykırımı başlattılar.

O sırada sadece Urmiye şehrinde Amerikan, Rus konsoloslarının gözü önünde 10 bin Türk katledilmiştir. Aylar süren bu soykırımlarda 100 bin kişiden fazla savunmasız Azerbaycan Türkü vahşice öldürüldü, kentler ve köyler yağmalandı…

­

30 Mart 1918’de de, Bolşevikleri arkasına alan Ermeniler 3 gün boyunca Bakü’de aynı nitelikte Türklere 10 bin sivil insanın ölümüyle son bulan korkunç bir soykırım girişiminde bulunmuştu...

31 Mart Azerbaycan’ın Güney ve Kuzeyinde “Soykırım Günü”