GÜNEY KAFKASYA’DA KURULAN İLK ADC M.E. RESULZADE’NİN ADIYLA ANILMALIDIR.

                     

                      Not: Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin ilk kurucusu M. E. Resulzade’nin 28 Mayıs 1918’de yükselttiği yeşil-mavi-kırmızı zemin üzerinde ay-yıldızdan oluşan Azerbaycan’ın onurlu bayrağını 1989 18 Eylülde Azerbaycan Türklerinin ölmez mücadele önderi merhum cumhurbaşkanımız Ebülfeyz Elçibey’in Azadık meydanında (Lenin meydanı) Resulzade’nin ünlü “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” şiarıyla yeniden göklere yükseltti.

                       Ne ay yıldızlı barağımızı ne de Azerbaycan’ın himnini değiştirmeye kalkışan mankurtlara Azerbaycan Türkleri asla ve asla imkan vermeyecektir.

                     

                      28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin ilan edilmesi, Cumhuriyetin iki yıllık hakimiyet devri, bir çok yönlerine göre Azerbaycan Türklerinin tarihinde çok önemli rol oynadı. Rus ihtilalinden sonra Güney Kafkasya’daki durum olayları çok hassas sınırlarla çizmişti. Rusya’da başlayan inkılaplar, İmparatorluğu dağıtmıştı. Rusya’da yaşayan halklara, kendi kaderlerini belirleme hakları ve özgürlük verilmişti.

                      Bu doğrultuda verilen özgürlükten yararlanan halklar kendi bağımsızlıklarını ilan edip milli devletlerini kurmalı yada, yeniden sömürge haline gelmeliydiler. Bu prizmadan baktığımızda 1918-1920 yılları Azerbaycan Türklerinin ve Azerbaycan’ın tarihinde bir dönüm noktasıydı. Dolayısıyla eğer bağımsızlığa adım atılmasaydı, Azerbaycan toprakları Rusya, Gürcistan ve Ermenistan arasında bölüştürülecekti.

                      Böylelikle imparatorluğun dağılmasından sonra Güney Kafkasya’nın durumu gayet tehlikeli bir biçim almaktaydı.

                       Bolşevik devrimi ve günden güne yaygınlaşmakta olan iç savaş, kenar bölgeleri  Rusya’dan kesin biçimde koparmıştı. Kerenski başkanlığında Geçici hükümet adına yönetimi elinde bulunduran Komiserlik, bu geçici Hükümet düştükten sonra ayakları allındaki zemini kaybetti.

                      Bu doğrultuda halkın gözünde otorite sahibi olan ve devlet işlerini bağımsız olarak daha yetkili biçimde yürütebilecek yeni bir hakimiyetin oluşturulması gerekiyordu. Böyle bir hükümet Güney Kafkasya Seym’i ve onun hükümeti olarak kuruldu.

                      10 Şubat 1918 tarihli ilk genel kurulda Komiserliğin faaliyet raporu açıklandı ve Komiserliğin istifası kabul edildi.  

                      Seym, Bütün Rusya Kurucular Meclisinin Güney Kafkasyalı temsilcilerinden oluşturuldu. Güney Kafkasya’nın başkenti olan Tiflis’te toplanan Seym’de, Menşevikler (Gürcüler) 36, Musavat (Azerbaycan Türkleri ) 30, Taşnaksutyun (Ermeniler) 27 koltuğa sahip oldu. Daha sonra Seym Rusya ile ilişkilerin fiilen kesilmiş olduğunu Güney Kafkasya Demokratik Cumhuriyetinin bağımsızlığını ve kendisinin de bölgede tek kurum olduğunu ilan etti.

                      Bu çerçevede Y. Gegeçkori’ye (Gürcü Menşevik) Seym’e karşı sorumlu olan geçici bir hükümet kurma görevi verildi. Bu Rusya’dan ayrılma anlamına gelmiyordu; yalnız fiili durumu yansıtmakta olup, geçici nitelikteydi. Uluslar arası bakımdan Güney Kafkasya, Rusya’nın ayrılmaz bir parçası olarak görülmekteydi.

                      Zira Güney Kafkas’ın Rusya’dan fiilen ayrılması ve sınırların belirlenmesi meselesi çetin görüşmelere ve tartışmalara konu oldu. Aynı zaman içinde Türk ordu birlikleri kaybettikleri bölgeleri peş-peşe geri almaya başladılar.  Dolayısıyla o dönemde Türk komutan Vehip Paşa ateşkes ilan edilmesi ve barış görüşmelerinin sürdürülmesi konusunda girişimlerde bulundu. Seym savaşı durdurmak ve Türkiye ile barış anlaşması yapmak yönünde karar aldı. İlk görüşmeler Mart 1918’de Trabzon’da yapıldı.

                       Osmanlı Devleti Güney Kafkasya ile Türkiye arasındaki sınırın, Rus Bolşeviklerle yapılmış olan Brest Anlaşmasıyla halledilmiş olduğu görüşündeydiler; Fakat Güney Kafkasya delegasyonu  özellikle de Ermeni delegasyonu Brest Anlaşmasını tanımayarak, Türkiye’ye yönelik toprak tavizleri konusunun Güney Kafkasya  halklarının yetkisinde olduğunu düşünüyorlardı. Bu yaklaşımı savunabilmenin bir zorluğu da Seym’in bünyesinde bir birliğin olmamasından kaynaklanıyordu.

                       Gürcüler öncelikle Batum ve Acara konularıyla ilgili bu bölgeyi kurtarabilmek için Kars ve Ardahan’ı Türkiye’ye bırakmaktan yanaydılar. Bunun aksine ise Ermeniler Kars’ı elde edebilmek için  Acaristan’dan tavizler vermeye hazırdılar.

                       Azerbaycan Türkleri ise Güney Kafkasya Federasyonu’nun dördüncü Cumhuriyeti olarak Acaristan’da yeni bir Güneybatı Müslüman Cumhuriyetinin kurulmasını istiyorlardı. Hatta Kars ve Ardahan konusunda Azerbaycanlılar tamamen Türklerin görüşünü savunuyorlardı. Azerbaycan Türkleri Kars ve Ardahan’ı Türk toprakları olarak görüyor ve bu yüzden bu bölgelerin Türkiye’ye bağlanmasını gayet doğal görüyorlardı.

                      En önemli tartışmaya sebep olan başka bir konu daha vardı. Türkiye Hükümeti Güney Kafkasya’nın Rusya’dan ayrılmış olmasının ilan etmelerini istiyordu ve bu ayrılma olmadan anlaşma yapılmasının mümkün olmayacağı  bildiriyorlardı.

                       Güney Kafkasya temsilcileri Güney Kafkas’ın fiziksel olarak ayrıldığını ve fiilen bağımsız olduğunu söylüyorlardı. Fakat Türkler haklı olarak, uluslar arası bir anlaşmanın imzalanabilmesi için fiili durumun yeterli olmadığını, hukuki bir zemin olması gerektiğini ve bunun için de belli formalitelerin yerine getirilmesinin zorunlu olduğunu ifade ediyorlardı.

                      Ermeniler Rusya’dan ayrılmak istemiyorlardı. Türkiye’den nefret ediyorlardı. Gürcülerin de tereddütleri uzun sürmedi. Seym’de Alman-Türk akımı zafer kazandı ve bu zaferin sonucu olarak 22 Nisanda Seym Güney Kafkasya’nın Rusya’dan ayrıldığını açıkladı. Ermeniler de ayrılma konusunda hiçbir konuşma yapmasalar da mecburen komşularına uymak zorunda kaldılar.

                      Fakat daha sonra Seym’de ve federasyon hükümetinde ayrılmanın ilk günlerinden başlayarak yaşanan iç anlaşmazlıklar, daha belirgin biçimde açığa çıktı. Yaşanan anlaşmazlıkları hiçbir tavizle yatıştırmak mümkün değildi Güney Kafkasya Federasyonu parçalanma noktasına gelmişti. 26 Mayıs günü, Seym, Güney Kafkasya halkları arasında savaş ve barış konularıyla ilgili esaslı görüş ayrılıkları olduğunu dikkate alarak kendini feshetti ve yetkilerinden feragat etti.

                      Aynı gün içinde ve aynı binada Cürcü Milli Konseyi, Gürcistan’ın bağımsızlığını ilan etti. 26 Mayıs 1918’de Güney Kafkasya Konseyi’nin son toplantısı yapıldı. Toplantıda Sereteli, Güney Kafkasya Federasyonu’nun dağılmasının sebebi olarak Azerbaycan’ı gösterdi.

                      Sereteliye cevap veren Rüstembeyeov, Güney Kafkasya Federasyonu’ndan çıkmak isteyen Gürcülerin, çıkmak için gösterdikleri sebeplerin gerçeğe uygun olmadığını, Gürcüler eğer Federasyonda kendileri ile birlikte çalışamıyorsa, Federasyonun dağılmasından yana olduklarını bildirdi. Federasyonun dağılmasıyla birlikte oluşan siyasi kriz gittikçe  tırmanıyordu. Tartışmanın uzamasını engellemek için Gürcü Milli Demokratı Gvazov; “Efendiler, gelin tartışmayalım. Bugün biz kendimizi serbest bırakmalıyız. Güzellikle toplandık, güzellikle de ayrılmalıyız” diyerek daha doğru yol seçti.

                       Böylece Gürcistan’ın Federasyonundan ayrılma isteğinden sonra Güney Kafkasya Konseyi kendisini kapatma kararı aldı.

                      26 Mayısta Gürcü Milli Şurası tarafından Gürcistan’ın bağımsızlığı ilan edildi ve N. Ramşvili başta olmak üzere hükümet kabinesi kuruldu. Yeni hükümetin, ilk dış siyasi adımı 28 Mayısta Almanya ile önceden hazırlanmış anlaşmayı imzalamak oldu. Bu anlaşmayla da Gürcistan, Almanya’nın vasiliğini kabul etti.

                      Güney Kafkasya Federasyonunun dağılmasıyla birlikte oluşan siyasi krizi tartışmak için, Federasyondaki Azerbaycan delegeleri 27 Mayısta olağanüstü toplandı. Olası krizin ciddiliğini göz önüne alarak delegeler, Azerbaycan’ın idaresini, kendi sorumlulukları altına aldılar ve kendilerini Geçici Milli Şura ilan ettiler. M. E. Resulzade Milli Şuranın Başkanı seçildi. Resulzade’nin adaylığını “İttihat” hariç diğer partilerin delegeleri savundular. H. Ağayev ve M. Seyidov Başkan Yardımcıları seçildiler. Sonra çeşitli alanlara rehberlik etmek için dokuz kişiden oluşan icra organı oluşturuldu. F. H. Hoylu oybirliği ile icra organının başkanı seçildi.

                       28 Mayısta Şuranın ilk toplantısı yapıldı. 24 kişinin katıldığı toplantıda genel olarak üz madde üzerinde duruldu:

                      1. H. Ağayev’in Yelizavetpol’deki son olaylar hakkındaki bilgi.

                      2. M. E. Resulzade’nin Batum’dan telgrafının ve mektuplarının okunması.

                      3. Federasyonun dağılması ve Gürcistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi ile ilgili olarak Azerbaycan’ın durumu.

                      Birinci mesele ile bağlı olarak H. Ağayev, Yelizavetpol hakkında geniş bilgi verdi; “Yelizavetpol’e 2-3 Türk albay gelmiştir. Türk albayların gelişi Azerbaycan’ın gelecek siyasi hayatı ve  Azerbaycan’ın bağımsızlığı ile ilgileniyorlardı. 26 Mayısta Halil Menteşe’nin ültimatomunda şunlar gösteriliyordu; “Güney  Kafkasya’daki Türk halkı her yerde yamalanıyor, yakılıyor yıkılıyor ve katlediliyor. Özellikle de Bakü’de binlerce insan gaddar haydutların zulmüne maruz kalıyor.” Ayrıca ültimatomda bildirilirdi ki, Türkler buradaki halkı bu haydutların eline bırakmazlar. Bu konuda Batum’daki Türklerle Azerbaycan delegeleri arasında görüşmeler olmuştu.

                       28 Mayıs toplantısının en önemli maddesi üçüncü madde idi, yani Federasyonun dağılması, Gürcistan’ın bağımsızlığının ilan edilmesiyle ilgili olarak Azerbaycan’ın durumu idi. Şuranın Üyelerinden H. Hasmemedov, geciktirilmeden Azerbaycan’ın bağımsız devlet olarak ilan edilmesi gerektiğini bildirdi.

                      Şuranın diğer üyeleri; Yusufbeyli, Şeyhülislamov, Seyidov ve diğerleri bu fikre taraf çıktılar. F. H. Hoylu, bazı meseleleri aydınlatmak ve bağımsızlığı ilan etmeden önce, diğer devletlere barış görüşmeleri yapmak için Şuranın tam hukuki Azerbaycan Hükümetini kurmasını teklif etti. Bu teklif etrafında uzun görüşmelerden sonra Milli Şura, 24 oyla ( S: M: Ganiyev ve C. Ahundov tarafsız kaldı) derhal Azerbaycan’ın bağımsızlığının ilan edilmesi yolunda karar aldı ve altı maddeden oluşan “İstiklal Beyannamesi”ni ilan etti. Azerbaycan Milli Şurası’nın kabul ettiği tarihi Beyanname; Azerbaycan halkının kendi kaderini belirleme, dilinden dininden, ırkından ayrı olmayarak cumhuriyetin topraklarında yaşayan bütün halkların ve milletlerin haklarına saygı, tüm dış devletlerle birlikte komşu halklara rahat ve huzur şartlarında yaşamak, birbirinin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün korunması prensiplerini esas aldı.  

                       

                       Dipnot: Azerbaycan Cumhuriyeti MDA, f. 970, iş 4, s: 1-2 

                       İstiklal Gazetesi, 28 Mayıs 1933 

                     

                      Toplantıya katılan bütün delegeler ”İstiklal Beyannamesi”ni ayakta dinlediler. İstiklal Beyannamesi ilan edildikten sonra Milli Şura, Azerbaycan Hükümeti’nin kurulması için F. H. Hoylu’ya ( Hoy Güney Azerbaycan’da bir vilayetin adıdır Hoylu soyadı da oradan gelmektedir) görev verdi. Bir saatlik aradan sonra, F.H. Hoylu’nun Hükümeti kurma hakkındaki bildirisini dinlemek için Milli Şura işine devam etti. Milli özgürlük mücadelesi sonucunda Azerbaycan Türklerinin bağımsızlığını ilan etmekle ADC, uluslar arası ilişkilerin katılımcısına ve uluslar arası hukukun bir öznesine çevrildi. Bağımsız devlet statüsünde Azerbaycan, hükümetinin kururulması hakkındaki haberi radyo ve dünya ülkelerinin başkentlerine; Berlin’e, Londra’ya, Viyana’ya, İstanbul’a, Roma’ya, Paris’e, Washington’a, Sofya’ya, Buharest’e, Tahran’a, Madrid’e, Den Haag’a, Moskova’ya, Stokckholm’e, Kiyev’e, Hristaniya’ya, (Oslo’ya) ve Kopenhak’a duyurdu. Kısa bir süre sonra devletlerle bağımsızlık ve karşılıklı güven prensiplerine dayanan anlaşmalar imzalandı.

                      Bununla da Milli Şura, Azerbaycan Türk milleti karşısında büyük bir tarihi görev yerine getirdi. Türk kökenli bütün devletler esasen dini temel üzerinde kurulduğu halde, Azerbaycan Cumhuriyeti Doğuda yaratılan Avrupa tipli ilk Demokratik Türk Devleti oldu. İlk Demokratik Türk Devleti Doğu aleminde, özellikle Türk ve İslam dünyasında sonsuz etkilere sahipti. Bu amaçla devrim yapıp, demokratik cumhuriyet kurmak isteyen doğu halklarına da bir örnekti.

                      Dolayısıyla Azerbaycan Cumhuriyeti örneğinin tüm Doğuya yayılma tehlikesi ortaya çıkmıştı ve bunu engellemek için, Eski Sovyetler Birliğinin kurucuları olan komünistler harekete geçti.

                       28 Mayıs 1918’de kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetini 28 Nisan 1920’de devirip, daha sonralar Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adını taşıyan Komünist Cumhuriyeti kurdular.  

                       Azerbaycan Devletinin kurulması bir sıra sebepten milletin kaderinde tarihi bir olay idi. M. E. Resulzade bu konu ile ilgili olarak şunları yazıyordu:

                       “28 Mayıs 1918 Beyannamesini neşretmekle Azerbaycan Milli Şurası, sözün siyasi manasıyla bile Azerbaycan milletinin varlığını tespit etmiştir. Öyle ki, Azerbaycan kelimesi sadece coğrafi, etnografik ve linguistik bir kelime olmaktan çıkarak siyasi bir anlam da kazanmıştır.” (C. Hasanlı)

                     

                       Dipnot: Prof. Dr. Cemil Hasanlı Azerbaycan Tarihi 1918-1920.

                     

                      Azerbaycan’da bazı sözde tarihçiler milli bağımsızlığın ilan edilmesinin, yalnız Bey, Han, zengin burjuvaların menfaatlerine uygun olduğu göstermeye çalışıyorlardı. Fakat İstiklal Bayramı münasebetiyle bir yıl sonra M. E. Resulzade “İstiklal” Gazetesinin 1919 yılında 31 Mayıs tarihli sayısında şöyle yazıyordu:

                      “28 Mayısta İstiklal Bayramını, beklenmedik bir coşku ve samimiyetle karşılayan Azerbaycan Türkleri bütün düşmanlarına gösterdiler ki, bağımsızlıktan dönmeyecekler ve bütün düşmanlarına onu da ispat ederek gösterdiler ki, bağımsızlık hanların, beylerin, ağaların değil, Azerbaycan Türklerinin Türk milletinin milli ve mukaddes idealidir.”

                       1918 Mayısta  Azerbaycan Cumhuriyetinin kurulması bir çok yönden; Rusya’da, Güney Kafkas’ta ve dünyada giden sosyal siyasi sürecin, ayrılmaz bir parçası olduğu için Geçmiş Rus imparatorluğunun dağılması bakımından (diğer yeni cumhuriyetlerin oluşmasıyla birlikte) uluslar arası önemli bir olaydı.

                       Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti bütün doğuda, İslam ve Türk dünyasında demokratik ilk cumhuriyet idi. Zor şartlarda kurulmasına rağmen ADC, Azerbaycan’ın sınırları içerisinde olan milli servetlere sahip çıkabilmiş ve bu milli servetlerden Azerbaycan çıkarına en uygun şekilde faydalanabilmişti. 

                                                                                             Sevil İrevanli Azerbaycanlı Bibliyograf.

                                                                                                 irevanlisevil@yahoo.com.tr