Azerbaycan Cumhuriyetinde İsrail-İran çekişmesi

Aran ERDEBILLI

Savalan_bfs@yahoo.com

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeraltı kaynaklarına sahip Kafkaslar ve Orta Asya; Batı(ve ABD), İsrail, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin rekabet alanına çevirilmiştir. Bu arada Kafkaslarda olan Azerbaycan Cumhuriyeti’i, bağımsızlığından sonra İsrail ve İran İslam Cumhuriyeti’nin rekabet ve gizli savaş alanına çevirilmiştir. Yahudi’lere göre İran, Orta Doğu’da İsrail çıkarlarına ve varlığına en büyük tehdit saylmaktadır. İran ise, İsraili kendi İslami rejimine büyük düşman ve birinci dış tehdit olrak görmektedir. Türkiye’nin Orta Doğu’daki stratejik ortağı İsrail,   Azerbaycan Cumhuriyetine hızla yakınlaşmıştır. Bu da, İran’a göre; İran’ın etkisini ve faaliyetlerini Kafkaslar ve özellikle Azerbaycan’da uzaklaştırma anlamına gelmekte ve bunu bir tehdit olarak görmektedir. Dolaysıyla İran, komşuları Azerbaycan ve Türkiye topraklarında İsrail’in varlığını engelemk için bu ülkelerde geniş faaliyetler uygulamaktadır.Bu planlar Azerbaycan’ın içindeki islami guruplara destek vermekle İsrail’ın etkisini azaltmaya çalışmaktadır. Böylece, İran’ın yayılmacı politikası,  Azerbaycan Cumhuriyeti’nde Humeynizm ve mollaların kurduğu düzenle, yardım ve/ya İslam’ı etkiyle altına almayı amaçlamıştır. İran Azerbaycan Cumhuriyetinde İsrail ve Batı güçlerinin etkisini azaltmak ve bu ülkeden tehdit algılaması ile karşı karşıya kaldığını düşündüğü için, halk arasında çok etkili çalışmalar yapmakta ve bu girişimle nüfuz etmeyi hedeflemektedir. Tabii ki, Azerbaycan devleti bu gelişmeleri izlemekte ve Azerbaycan’daki İran yanlısı İslam’i guruplardan endişeli.  

                      Dünya’ya açılmakta olan ve hızla gelişen Azerbaycan Cumhuriyeti, Humeyni ve mollalrın modelinin anlayışından daha ilerilerdedir. Kafkaslardaki ülkeler, özellikle Azerbaycan Cumhuriyeti, Batı modeli bir kalkınmayı amaçlamıştır. Bu ortamda İran, Orta Doğu ülkelerinde(Lübnan, Filistin, Suriye v.b.)etkili olduğu ve kendi modelini bu ülkelerde yaydığı gibi, Azerbaycan Cumhuriyetinde de kendi modelini uygulamaya ve Azerbaycan Cumhuriyetini Orta Doğu’nun İran modeline benzetmeyi ve çevirmeyi hedeflemiştir.O kadar ki, İran İslam Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyetinde kitlelere ve İslam’i(!) guruplarla oynayarak miletin içine sızmayı başarmıştır.

Azerbaycan Cumhuriyeti, Batı(ve ABD), Türkiye, İsrail ve gelişmiş ülkelerle ilişkilerini geliştirmektedir. Bu arada, NATO ve bazi dünya örgütleri ile de ilişkileri iyi yönde ilerlemektedir. Ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti İsrail ile askeri, ekonomi işbirliği yapmakta ve İran buna karşı olarak bu işbirliğinin etkisini azaltmak için halk arasında etkili faaliyetlerde bulunmaktadır. O kadar ki, Azerbaycan Cumhuriyetinde Lübnan-İsrail(veABD) savaşı ile ilgili, İsraile karşı gösteriler de, İran’ın bazi Azerbaycan’daki  İslam’i gurupları yönlendirmesiyle olmuştur.  

İran kendisine ABD-İsrail tarafından olası bir saldırıyı kafkaslarda özellikle Azerbaycan’da engellemyi hedeflemektedir. Bu çerçevede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev İran’ı ziyeret etmiş ve hiç bir koşulda İran’a Azerbaycan topraklarından bir saldırıya izin vermeyecekleri sözünü vermiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti İran ve de İsrail’in oyunlarına kendi toprkalarında izin vermemelidir.

Bu gün İran, kendı içinde yöneltiği Anti-İsrail ouyununu Azerbaycan Cumhuriyetine de taşımaktadır. Bu arada, Şii nüfuz alanını Orta Doğu’dan Kafkaslara taşımakla birlikte, İsraili Azerbaycan’da etkisiz kılmaya çalişmaktadır. İsrail ise, İran’ı Azerbaycan’dan dışlamayı hedeflemekte. Bu iki devletin Azerbaycan’daki çekişmesi ve gizli propagandaları Azerbaycan’ın iç istikrarsızlığına neden olmakla birlikte, Azerbaycan’ı kendi gelişme çizgisi ve ilerlemesinden engeleye bilir. İran, bölgede din faktörü ile bir Arap(Lübnan, Filistin, Suriye) çizgisini ve birliğini Kafkaslar’da birleştirmek isiteğindedir. Tahran hükümeti, Kafkasları kendi nüfuz alanı olan Orata Doğu gibi etkileme ve kendi nüfuz alanına çevirme girişiminde. Bu da, Azerbaycan Cumhuriyetinin politik, psikolojik ve iç istikrarsızlığı demektir. Öyleki, Azerbaycan’da yeni Türban kavramı v.b. Kavramlar ortaya at(tır)ılmaya başlandı. Bu da Azerbaycan gibi gelişmeye yüz tutan bir ülkenin gelişmesini engelemek demektir. Görünen o ki, tedbir alınmaz ise, bu yeni devletin başı İran ve İsrail gibi dış devletlerin bu ülkedeki çekişmesiyle ağrıyacaktır.