İran Nükleer Krizi

Aran ERDEBILLI

Savalan_bfs@yahoo.com

 

İran’ın gizli nükleer çalışma çabaları, Batı (ve ABD)ile birlikte, Uluslar arasaı Atom Enerji Kurumu’nun ve hatta İran’ın bu krizde kendisinin yanında yer alacağını ve yardım beklediğini düşünen iki ülke Rusya ile Çin dahil, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de baskı altında tutulmasına neden olmuştur. İran, Haziran ayında 5+1 gurubunun sunduğu öneri paketine 23 sayfalık içeriği henüz açıklanmayan yanıtını sonunda verdi. Salı günü 22 Ağustos 2006 tarihinde ABD’nin İran’daki temsilcisi İsviçre, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Rusya büyükelçilerine bu yanıtı sunarken, İran’da büyük çaplı bir “Zülfikar darbesi”(Ali’nin kılıcı) adindaki savaş tatbikatı devam etmekteydi.

İran İslam Cumhuriyeti “Zülfigar darbesi” savaş tatbikatını roket denemesiyle birlikte başarıyla bitirirken, bu arada, hem bölge Şiiliğine “hazır olun” hem de  İsrail ve Batı(ve ABD)’ye “savaşa hazırız” mesaji verdi. Bu tatbikatta bile, “Saige”  (Yıldırım darbesi ve de Ali’nin kılıcının güçlü darbesi anlamına gelen) roketler bile denendi. Bu tatbikatın adının da “Zülfikar darbesi” olması ve seçilmesi, bilinçli olarak seçilmiş olduğunu ve İran’ın bölgesel Şii lideri olarak bölgedeki Şiilerle birlikte, kontrolü bir savaşı ABD ve İsrail’e karşı amaçladığını göstermektedir. Üstelik İran tarafından 5+1 gurubuna verilen zaman alıcı yanıt, özellikle bu yanıtın tatbikat günlerinde verilmesi  büyük anlam taşımaktadır.    

Böylece İran molla hükümeti, oyalama ve zaman kazanma oyunuyla işi ilerilere götürmeyi ve daha da etkili bir bölgesel Şii yardımını,  olası bir ABD savaşına kazanmayı amaçlamakta ve  planlamaktadır. Ama, Batı da bunun farkında

Bu yapılırken, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ilk kez 2002’de ortaya çıkartan İran’daki iktidar muhalifi Halkın Mücahitleri Örgütü, bu defa İran’ın birçok gelişmiş santrifüje sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu da İran’nın nükleer konusunda düşünülenden daha da ilerilerde olduğunu göstermektedir.      

Iran ’ın verdiği cevab halen İncelenmekte ve görünen o ki; bu yanıt Batı’lıları tatmin etmemiştir. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hamit Rıza Asifi; “bu yanıtın aydın ve olumlu olduğunu, 5+1 gurubunun bu yanıtı dikkate alırsa, İran’ın Nükleer dosya konusu çok rahat ve müzakere yoluyla çözülmüş olacaktır”. açıklamasında bulunmuştur. Fakat, İran’ın verdiği bu yanıt, anlaşılmasının aslında çok zaman alacağı görünmektedir. Fransa Dışişleri Bakanı Filiph Blazey ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler Başkanı Haviyer Solana , İran’ın verdiği yanıtı çok uzun ve karmaşık olduğunu ve bu yanıtın incelenmesinin de zaman alacağını söylemişlerdir. Eğer İran uranyum zenginleştirme programını durdurmazsa Konseyin ekonomik yaptırımlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Hatta, İrak, Afganisatn saldırısı gibi bir surpriz saldırıyla da karşı karşıya gelebilmesi büyük bir ihtimal içindedir. Bu da, büyük bir kriz veya daha doğrusu bölgenin yeni bir savaşa gebe olduğunu göstermektedir. ABD’nin BM nezdindeki Büyükelçisi John Bolton; ABD İran’ın verdiği cevabı dikkatle inceleyeceğini, fakat talepleri karşılamıyorsa ekonomik yaptırımlar uygulanacağını belirtmiştir. Ancak ABD ile işbirliği yolunu seçerse ABD ve dünya ülkeleriyle  ilişkilerinin mümkün olacağı vurgusunu yapmıştır.

İran aslında her ne kadar nükleer dosyasını ve krizini iç karışıklıklar ve parçalanması korkusuyla, yumuşatmaya çalışsa da, mesele göründüğü gibi olmamaktadır. Günümüzde İran hem iç sorun yaşamakta hem de, Batı güçlerinin, hatta BM ve Uluslararası Atom Enerji Kurumu’nun baskısı altındadır. Dolaıysıyla İran hem içte hem de dışta bir çıkmaza girmiştir. İran molla hükümeti çürümüş sisteme sahiptir. Bunu da, geçen bir yıl içerisinde İran’daki halk ayaklanmasıyla; İran’nın içindeki Beluç, Kürt, Arap, Azeri Türklerini ayaklanmalarının kanlı şekilde bastırılmasıyla şahit olmuştuk. Dışarıdan ise, baskılar İran üzerinde artmaktadır. İran’ın yönetim systemi; artık içinde halk desteğini kaybetmiştir ve daha da dağılma sürecine gitmektedir. İran’a Olası bir dış şokun gelmesi, systemini sürpiriz bir veziyette dağıtacaktır. İran Molla hükümeti bunun farkında, Fakat , İran bu durumda nükleer krizi başarıyla atlatabilirse; kaybolmuş kendi imajını hem içte hem de dışarıda tekrar kazanmış olacak ve hükümetini sürdürmek için milletin desteğini de tekrar elde etmiş olacaktır. Bu da, bu zaman dan sonar düşük bir olasılıktır. Görünen o ki; artık bölge yeni bir savaşa gebedir. ABD - İran Savaşı kapıdadır.