Karabağ’da Azerbaycan Türklerine  yapılan soykırım ve Iran, Ermenistan, Lübnan

Aran ERDEBILLI

Savalan_bfs@yahoo.com

 

Bugün yaklaşık olarak Iran’da 250.000 ve Lübnan’da ise, 200.000 Ermeni yaşamaktadır. Her iki devlet Iran ve Lübnan, Azerbaycan topraklarının işgalinde  Ermenistan’ın yanında yer almıştır.Günümüzde sözde “Ermeni Soykırımı”nı tanıyan tek Müslüman ülke Lübnandır. Ermenistan’ın bağımsızlığından sonra Iran, Lübnan, Fransa, Rusya, ABD ve hatta Güney Amerika’ya dağılmış olan Ermeni diasporası, sahip olduğu siyasi ve ekonomik güçlerini; bulundukları ülkelerde etkin bir şekilde kullanarak, bu ülkelerin politikalarını etkileme çabasında birlikte hareket etmişler/etmektedirler.                     

Israil’in Lübnan’a saldırısı çirkin ve kınanması gereken bir olay. Fakat, 1 ayda Lübnan’da 1000 kişi öldüysede, Karabağın Hocalısında, yalnız bir gecede 1000 kişi  vahşicesine açık bir soykırıma maruz kalarak binlerce Azerbaycanlı Ermeniler tarafından esir edildi. Hocalı eylemleri Batılı ve diğer basın yayın organlarınca bir intikam ve nefret saldırısı olarak yansıtılmıştır. Bu kaynaklara göre, Hocalı’da katledilen Azerbaycan Türklerinin acı tablosu açıkça gösteriyor ki, Ermeni güçlerinin asıl amacı bir toprağı işgal değil, bir millete, sırf Türk oldukları için işkence yapmak, acı çektirmektir. Hocalı’daki Azerebaycan Türklerine karşı bu soykırımı Ermeniler kendi aralarında adeta“intikam aldıklarını” düşünmekteler(!). Karabağ’dan 1.300.000 Azerbaycan insanı topraklarından çıkardılarak fiilen vagonlarda ve ağır bir veziyette yaşamaktadırlar. 14 yıldır Azerbaycan topraklarının %20 Ermeni tarafından fiilen işgali altında, Bakmayarak ki, Birleşmiş Milletlerin 822, 853, 874, 884 sayılı kararlarla, Ermeni işgalcilerin Azerbaycan toprakları  Karabağ’dan derhal ve şartsız çıkmasına karar vermiş ne yazık ki, günümüzde bu kararlar yerine getirilmemktedir(!). Bu işgali ve saldırıyı dünya bilmektedir.      

Iran anayasasına göre, Islam Cumhuriyeti ordusu ve Devrim Muhafızları kolu yalnız Iran sınırlarının korunması görevini değil, aynı zamanda Allah yolunda cihadı ve Allah’ın emirlerinin dünyada egemen olması uğrunda savaşmayı kutsal bir görev olarak üstlenmiştir. Bu çerçevede, bir öncü Devrim Muhafızları Birliği Lübnan’a gönderilerek, bu ülkede iç savaşta Müslümanların ve Şii hareketinin çıkarları doğrultusunda savaşmıştır. Fakat bu dış politika anlayışı Ermenistan’la ilişkilerde geçerli olmamıştır. Iran Kafkaslarda ulusal çıkarları çerçevesinde İslam kardeşliğini bir kenara bırakarak Ermenistan ve Rusya’ya yaklaşma siyasetini benimsemekten çekinmemiştir. Bu yapılırken, bölgede Hizbullah, Yaser Arafat’ın Filistin Kurtuluş Örgütü ve Süriye, Iran’la birlikte ve paralel olarak hareket etmişdir.

Iran, Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı savaşını “dinsel” yerine “etnik” bir uzlaşmazlık olarak ve cihada benzeyen bir yönü olmadığını ileri sürsede, 2001’de bir ulus olarak Hıristayanlığı kabullerinin 1700. yılını kutlayan Ermeniler, din unsurunu  Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı Batı kamuoyunda sıklıkla kullanagelmişlerdir

1991’de Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra Iran Islam Cumhurıyeti sürekli olarak Ermenistan’ın yanında yer almıştır. Bu yakınlaşmayı etkileyen faktörlerden birisi Azerbaycan Cumhurıyeti’nin Bağımsızlığının kazanması ve Güney Azerbaycan(Iran’ın Kuzey Batısında) Kuzeyle birleşme tehlikesidir. Bu korku Iran için çok önemlidir. O kadar ki; bu nedenle Müslüman Iran, Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında Hıristiyan Ermenistan’ın yanında olmuştur.  Nitekim, Iran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan Ermeistan Devlet ve Siyaseti başlıklı kitabın önsözünde, “...Iran, Ermenistan devletinin yaslanabileceği ve güvenebileceği devletlerden biridir.” denilmektedir. 

İran-Ermeni yakınlığı yalnız günümüz Iran molla hükümetiyel sınırlı değil, 1920‘lerde Paris’te yayınlanan Turşak adlı Ermeni gazetesinde yer alan “Iran ve Turan” başlıklı yazıda yazar, Iranı Ermenilerin ikinci vatanı ve Iranlıları ırkdaşları olarak takdim etmekte ve Ermenilerele Farsları birleştiren tarihi etkenleri şöyle açıklamaktaydı: “Bu iki milleti daima bir dış düşman tehdit etmiştir. Ortak ve genel bir düşman bu iki milletin hayat ışığını söndürmeğe çalışmış ve bununla bu iki millet birleşmiştir. Bu düşman da Türk milletidir.”ve aynı gazetede, “Ankara Turanizme merkez olduğu gibi Tahran ve İsfahan da Ari ırkının kardeş ve ittifak menşesi, Iranizmin merkezi olmalıdır. Iran’da “Aryan ocağı” veya “Aryan merkezi” teşkil edebiliriz. Bu ocak ve merkez etrafında necip Fars ve Iranlılar, çalışkan ve açık göz Ermeniler, Afganlar, ve bütün Ari ırkından milletler toplanmalı ve birleşmelidir ve bu yol ile Aryanizm ocakları yapmalıyız”. denilmekte.   

Ermeniler her yıl 24 Nisan’ı sözde “Ermeni Soykırımı” günü olarak dünya kamuoyunun dikkatini “Mezlum Ermeni” imajına çekme çabalarında Iran en uygun yerlerden birisi olarak görülmektedir. Iran İslami Devrimi’den sonra, burada yaşayan etnik gruplar içerisinde, İslam rejiminin desteğini arkasında her zaman hisseden tek topluluk Ermeniler olmuştur. Iran’la Türkiye arasındaki geleneksel rekabet zemininde Iran, Ermenistan’ın çıkarlarını ve Dağlık Karabağ’a özel statü verilmesini aktif bir şekilde desteklemektedir. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarına saldırısında, içinde Azerbaycan eyaletleri olan ve nispeten ihtiyatla yaklaşan Iran, Yüksek miktarda askeri, siyasi, ekonomik destek Ermenilere vermiştir.Gerçekten de, Günümüzde tehlikeli ve ırkçı görüşlere sahip Ermenilere,  hem İran İsalm Cumhuriyeti hem de,  bölgede Iranla birlikte hareket eden örgütler ve Filislerin Kurtuluş Örgütü yardım etmiştir. O kadar ki, Iran molla rejiminin yardımıyla Yaser Arafat’ın kamplarında Ermeni savaşçıları eğitim almışlardır. Hatta, bu Ermeni savaşçıları Azerbaycan’ın Karabağ topraklarının işgaline bile katılmişlardır.

İşgal olunmuş Azerbaycan topraklarında, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, erkekler, Ermeniler tarafından vahşicesine katledilmediler mi? Kulakları kesilip gözleri ve beyinleri çıkartılmadı mı? Kadınların göğüsleri kesilmedi mi?Esirlere kötü muamele ve türlü türlü işkenceler uygulanmadı mı? Bu olaylar olurken, Iran, Lübnan, Suriye, Bölge Müslüman ülkeleri ve dünya niye susmuştu ve susmaya da devam etmekte. Ermeniler tarafından yapılan bu vahşiliğin faktları elimzde tabi ki vardır. Ermeniler gibi sahte ve yalanlarla dünya’yı da kandırmaya planımız yoktur.

Özetle, kendisini Islam’ın bayraktarı olarak nitelendiren, Irak’taki Şii’lere Lübnan’a, Filistin’e ve Bosna’ya koşan Iran Islam Cumhuriyeti Müslüman topraklarını işgal eden Hıristiyan Ermeniler ile yakın ilişki içinde bulunması ve Karabağ konusunda haklı Azerbaycan olarken, Ermeni ve Ruslarla işbirliğini gelişltiren Iran, öncelikle kendi vurguladığı Islam ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu arad Iran ile paralel hareket eden  Lübnan, Filistin, Suriye, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından  işgaline ve bu bölgedeki Azerbaycan Türk’üne yapılan soykırıma susarak görmezden gelmişlerdir.