ONURLU TÜRK BİRLİĞİ Mİ ? YOKSA RUSYA İSTEĞİ Mİ ?

 

            GİRİŞ

Amerikan yönetimi 21. yüzyılı kendi yüzyılı olarak nitelendirmektedir. Böylece, ya ABD’nin yanındasınız veya hedeflerine ters düşen “ABD karşıtı” ülkesiniz. Günümüzde ABD’nin Avrasyacılık jeopolitiğine karşı, Rusya’nın Avrasya’yı ve Orta Doğunu korumakla beraber “Türk Birliği” oyunu ortaya çıkmıştır. Rusya’yı ve özellikle, Orta Asya iktidarları tehlikeye sokan ortak tehdit ABD’nin Orta Asya girişimleri ve arka arkaya bölgedeki devrimleri tezgahlayan Yahudi Georg Soros’un Orta Asya’da ilerlemesidir. ABD’nin bölgedeki girişimi, Rusya’yı harekete geçirerek etkinliğini artırmıştır. Rusya bu bölgeyi arka bahçesi olarak görmektedir. Rusya ve eski komünist Orta Asya  iktidarların kendi koltuklarını ve çıkarlarını korumak için yeni bir bölgesel işbirliğini mecburi kılmaktadır. Dolaysıyla, Türk Birliği şemsiyesi altına girilmek istenilmektedir.

 

TÜRK BİRLİĞİ ÇAĞRISI (!)

SSCB‘nin dağılmasının üzerinden 15 yıl geçmektedir. Ne oldu ki, Orta Asya iktidarları Türklük meselesinde “Laf çok İcraat az “fikrinden çıktılar ve aceleyle Türk Birliği kurulmasını teklif ederek bu birliğin kurulmasında tüm çabalarını göstermeye başladılar. Şubat 2005 tarihinde Turan Kültür Vakfı’nın katkılarıyla ve Çanakkale deniz zaferinin 90’inci yıldönümünde düzenlenen Türk Milliyetçilerinin istişare toplantısında, Türkiye’nin BBP(Büyük Birlik Parti) Başkanı Muhsin Yazıcı oğlu da “Biz bu Türk Dünyası ideallerden uzaklaştığımız için Türk Devletler ve Topluluklar ile toplantıyı Putin düzenliyor”(!) demiştir. Yine Turan Kültür Vakfının “Küreselleşme kıskacında Türk Dünyası” konulu toplantıda, Ramiz Ongun “Türk Cumhuriyetleri’nin yöneticileri, Rusya devlet başkanı Putin’in her türlü davetine katılmaktalar.” Demiştir.

Bir zamanlar eski Azerbaycan Cumhurbaşkanı merhum Ebulfez Elçibey Azerbaycan-Türkiye’yi kast ederek “Bir millet iki Devletiz” ve merhum Alpaslan Türkeş hep Türk Birliğini gündeme getirerek içten ve gönülden bu birliğin kurulmasını isterken, Orta Asya Cumhuriyetlerinin devlet Başkanları tarafından konuya yanaşmazken hiçte sıcak bakılmadı. Rusya devlet başkanı Putin’in danışmanlarından ve Rusya Parlamentosu İncelemeler Komisyonu Başkanı Alexander Dugin’in Ankara’daki 4 Aralık 2004 tarihinde “Avrasyacılık Sempozyumu”ndan sonra, Rusya başkanı Putin’in Ankara ziyareti gerçekleşti, daha sonra da Türkiye hükümeti başbakanı  Recep Tayip Erdoğan’ın Moskova ziyaretinin ardından, Rusya’nın izni olmadan bir bardak suyu bile içmeyen Orta Asya Cumhuriyetlerinin liderleri hepsi bir seda “Türk Birliği” zemzemesine düştüler. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev 2005 “Ulusa Sesleniş” konuşmasında “Orta Asya Türk Cumhuriyetleri Birliği”den bahsederek, yinede Türk Birliği’ni gündeme getirdi. Bu çağrıya da, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov ile, Kırgızistan Cumhurbaşkanı, Asker Akayev  destek verdi. Nazarbayev’in açıklaması Türk ülküsüne uygun olsa da, bu kadar heyecan ve umuta kapanmamalığız. Bu konuda Nazarbayev’in çağrısı değil, bunu söyletene yani Rusya’ya bakmalıyız. Kazakistan’dan çıkan bu ses, yinede Ruslar tarafından, 1926 yılında toplanan Sovyetler Birliğindeki Türk Dil Kurultay (Türkoloji) gibi yalnız ve yalnız Rusya’nın çıkarlarına olacaktır. O yıllarda da  herkes şimdiki gibi heyecan ve umut içindeydi. Türkiye ve Sovyetlerdeki Türklerden bir çok Türkolog bu kurultaya katılmış. Hatta, bu kurultayda Stalin bile fahri üye olarak seçilmiştir. Fakat sonra Türkoloji kurultayının Rusya çıkarları doğrultusunda olduğu anlaşılmıştı. Unutulan Türk Birliğinin gündemimize tekrar gelmesi yalnız Rusya tarafından ABD’nin Avrasyacılık jeopolitiğine ve yayılmacılık politikasını engellemek için olmaktadır. Fakat, buda gerçek Türk Birliğinin bütün Türk Dünyasında onurunun kırılmasına neden olur. İlla ki,  Rusya devleti isteyecek ve bu birlik de kurulacaktır. Dolayısıyla bu Türk Birliği Onurlu birlik olmadığı için, bu yoğurdun tutmayacağı şimdiden görülmektedir.

Bu konunun gündeme gelmesinden sonra, Türk Dünyasından özellikle, Türkiye ve Azerbaycan’da heyecana neden oldu. Nursultan Nazarbayev’in çağrısından sonra, 4 Mart 2005 tarihinde de Azerbaycan’ın Türkiye’deki Büyük elçiliği  başkatip ve basın ataşesi İtibar Memmedov “Eğer Türkiye böyle bir birliğin içerisin katılırsa biz de Azerbaycan olarak katılırız. Türkiye Türk Dünyasının göz bebeğidir. Türkiye’nin atacağı adım çok önemlidir. Türkiye’nin teknolojisi bizleri ayakta tutar... bir zirve düzenleyip ve oturup tartışalım, nasıl bir yol izleyeceğimizi kararlaştıralım. Ayrıca bölgede Rusya’yı da dikkate almamız gerek. Rusya’nın da fikirlerini de almak ve birlikte hareket etmek gerek. Aksi taktirde bütün bunlar lafta kalır ve bir rüya olmanın ötesine geçemez.” Sözleriyle desteklemiştir. Rusya başkanı Putin, Rusya’nın politikalarında değişiklik yapma çabasındadır. Bu arada milli çıkarları için yeni bir dengeye ve dünyadaki olan kuruluşlara benzer bir kuruluş peşindedir. Çar Rusya’sı ve Sovyetler Birliği, her zaman Türklüğü dikkate almışlar ve hatta, Türklerden endişe ederek, Türk bölgelerini idari-milli yönetimlere bölmüşler.

 

 

 

SONUÇ

Yukarıda ifade edildiği gibi Türkiye Hükümeti Rusya isteği üzerine, Türk Cumhuriyetlerinin ağabey rolünü oynayarak sahte Türk birliğine gitmemelidir. Türkiye’deki bazıları derin incelenmeden heyecana kapılarak, şeraitin olduğunu söylemekteler ve hemen tandır sıcakken, hamuru yapmalığız demekteler. Halbuki, eğer Türk Birliği  yeniden irdelenmek  ve dizayn istiyorsa bunu da Türk devletleri kendileri bir araya gelerek yapmalılar. Rusya çıkarları için kurulacak sahta Türk birliğine kimsenin hakkı yoktur. Dünyada 7 Bağımsız Türk devleti vardır. Yaklaşık bağımsız Türk devletleriyle Doğu Türkistan ve Güney Azerbaycan’la yaklaşık 300 milyon nüfusa sahibiz. Türkiye Cumhuriyeti, Türk Dünyasının bütünleşmesi ve gelişmesi için her imkana sahiptir. Bu kurulacak kutsal kuruluşun ipi Rusya’nın elinde olmamalıdır. Havanda su dövmeyelim onurlu Türk Birliğine gidelim.

 

               Aran Erdebilli

Uluslararası İlişkiler Araştırmacı

        Savalan_bfs@yahoo.com