Güney AZERBAYCANDA MEŞRUTİYET HAREKETİ

1906-1991 yılları arasında İranda Meşrutiyet Hareketi gerçeklemiştir. Güney Azerbaycan, Meşrutiyet Hareketinde belirleyici rol oynamıştır. Meşrutiyet Hareketini Tahran başlattı ise Tebriz sonuçlandırmıştır. Tebrizin Meşrutiyet Hareketindeki rolü bu tarihi sürecin Azerbaycanlıların adı ile özdeşleşmesine sebep olmuştur.
Bu yazının amacı Meşrutiyet Hareketinde(1906-1911) Güney Azerbaycanlıların siyasi tutumlarını ve bu siyasi tutumun toplumsal ve siyasal sebeplerini incelemektir.
A.
Azerbaycanın Önemi
Tebriz, başkent Tahrandan sonra İranın ikinci büyük kenti sayılmaktaydı. Fethali Şah döneminden başlayarak Tebriz, veliahtların oturduğu bölge olmuştu. Bu durum, Tebrizin siyasal ve ekonomik anlamda öneminin artması anlamına gelmekteydi. Tebrizde de Tahranda olduğu gibi bir saray ortaya çıkmış,bu sarayın yabancı ülkeler gözünde önemi artmıştı. Diğer taraftan başkentin siyasal sürecinde etkisi daha fazla olmuştu.
Abbas Mirza, Müzefferudin Şah ve Mehmet Ali Şah, kendi veliahtlık dönemlerinde Tebrizde vali olarak çalışmışlardır. Azerbaycan, Abbas Mirza döneminden başlayarak İranda modernleşmenin merkezi haline gelmiştir.
İranın güney sınırı İngiltere kontrolünde olduğu için ticaret yolu, kapatılmıştı. İranın doğu sınırlarında Afganistan olduğu için, buralar ticarete uygun değildi.[1] İranın en önemli ticaret bölgesi, Azerbaycan eyaletiydi. Hem Rusya hem Osmanlı ile sınırı olan Azerbaycanda tüccarların bu bölgeler ile önemli ticari ilişkileri vardı. Bu durum, Tebrizde ticaretin gelişmesine neden olmuştur.
Azerbaycanın coğrafi konumu, işsiz ve fakir insanların Rusya ve özellikle Kafkasyaya göç etmelerini kolaylaştırıyordu. İşçiler ve çiftçiler, geçim sıkıntısı nedeni ile Güney Rusya ve Kafkasyaya gidiyordu. Bu işçilerin sayısının 50 ila 80 bin olduğu tahmin edilmekteydi. İvanov, Baküde çalışan İranlı işçilerin sayısının 7 bin olduğunu belirtmiştir ki bu sayı Bakünün çalışanlarının %22sini oluşturmaktadır.[2] Rus kaynakları, bu işçilerin 1905deki sayısını 62 bin, 1911dekini ise 200 bin olarak göstermektedir. 1904de Ruslar, Rusyaya giriş için 71 bin giriş izni vermiştir. Bunların % 90ını Azerbaycan işçileri oluşturmaktadır
Osmanlı İmparatorluğu ve Rusyadaki tüccarlar ve işçiler, İrana beraberinde yeni siyasi düşünceleri de götürmekteydiler. Osmanlıdaki gelişmelerden özellikle tüccarlar ve iş adamları etkilenmekteydi. Tanzimat Hareketinden Azerbaycan aydınları ve tüccarları ciddi bir biçimde etkilenmişlerdi. Kanun-i Esasi ve Meşrutiyet kavramları İran siyasal hayatına Osmanlıdan geçmiştir.[3] Bu kavramların ve söylemlerin taşıyıcıları, Azerbaycanlı aydın ve tüccarlar olmuştur. Meşrutiyet Hareketine katılan ve Azerbaycanın Meşrutiyet Dönemi liderlerinden sayılan Seyid Hasan Tekizade, Azerbaycanlıların Osmanlıdan etkilenmelerini şöyle özetlemektedir:
Osmanlıda yani İstanbulda yaşayan Azerbaycanlıların Meşrutiyet Hareketinde önemli etkileri olmuştur:
· Abbas Mirza, Osmanlıdaki Tanzimat Hareketinden etkilenerek Tebrizde yeni ve modern bir ordu kurmaya çalışmıştır,
·
Ahter Gazetesi, İstanbulda yayınlanıyordu.
Gazetenin sahibi ve kurucusu Mehmet Bager ve yazarları Azerbaycanlıydı.
· İranda modernleşme düşüncesini yayan Mirza Yusef Han Musteşaruldovle, İstanbulda yaşayan Azerbaycanlılardandı.
· Seyahatnameye İbrahim Bey adlı kitabın yazarı Azerbaycanlı Zeynul Abdein Mergaiyi İstanbulda yaşamaktaydı.
· Hac Resul Sdegiyeni, Hac Mirza Aga Ferşi, Seyid Mehmet Şebesteri gibi Tebriz hareketinin önemli ve etkin kişilerinin Osmanlıdan etkilendikleri çok açık bir gerçektir.[4]
· Meşrutiyet Hareketinde önemli etkisi bulunan Encumen-e Seadet (Saadet Derneği), İstanbulda Azerbaycanlılar tarafından kurulmuştur. Tebriz hareketinin din adamları ile olan bağlantıları, bu dernek üzerinden gerçekleştirilmekteydi.
Azerbaycanlılar, kendi geri kalmışlıklarını ve değişimin gerekliliğini, anayasa ve meşrutiyeti Osmanlıdan öğrenmişlerdir. Başka bir ifade ile liberal değerler, Azerbaycana ve İrana Osmanlıdan girmiştir.
Rusya ve Kafkasyada çalışan işçiler, yaşadıkları çevrenin siyasi hayatından çok ciddi biçimde etkilenmekteydi. Osmanlıdan sadece elit kesim etkilenmiş ise de Kafkasya ve Rusyadan hem elit kesim ve hem de halk önemli ölçüde etkilenmiştir. Kafkasya ve Rusyada çalışan işçiler ve işadamları, Azerbaycana sosyal demokrasinin ve sol bir ideolojinin taşıyıcıları oldular. Tebrizdeki Meşrutiyet Hareketinin silahlanması, Kafkasya ve Rusya sosyal-demokratlarının etkisi altında olmuştur.
· Tebrizde ve İranda önemli silahlı hareket gerçekleştiren Sadrazam Eminulsultan ve Azerbaycanlı toprak ağası Şuca Nizam, terör eylemini planlayan ve hazırlayan Haydar Han Emunun Oğlu idi. Haydar Han Emu Oğlu St.Petersburgda tahsil almıştır.
·
Azerbaycanda Mücahit isimli bir
silahlı grup kuran Ali Mösyö, tamamıyla Rusya sosyal-demokratlarının
etkisi altında idi.
· Tebriz Hareketinde Kafkasya Mücahitleri ismi ile bilinen Kafkasya sosyal demokratları vardı.[5]
Kafkasyada özellikle Azerbaycanlılar tarafından Tebrizde Türkçe gazete çıkarıldı ve çeşitli basın organları ortaya çıktı:
* Hac Zeynulabedin Tekiyefinin finans ettiği Ruzane Heyat (Gündelik Yaşam) isimli gazete Azerbaycan Türkçesi ile yayınlanmaktaydı,
* Ahmet Aga Oğlu Erşad-e Yomiye isimli gazete yayınlanmaktaydı,
* Baküde yayınlanan Molla Neserdin ve Fiyuzat gazeteleri Azerbaycanda sürekli takip ediliyordu.[6]
1.Meşrutiyeti
Kurma Dönemi (1905-1908)
[1] Mensur-e Refiyi, Encomen, Tahran, Tarihi İran Yayınevi, 1362, s. 31
[2] İvanov, a.g.e., s.17
[3] Mensuri, a.g.m., s. 322
[4] Tekizade, a.g.e., s. 228-230,240
[5] Meşrutiyet hareketi ile ilgili tarihi roman yazan Mehmet Said Ordubadi Tebriz Hareketine katılan bu sosyal-demokratlardan sayılmaktadır.
[6] Tekizade, a.g.e., s. 232-233
Azerbaycanda ilk protestolar, devletin yabancılara tanıdığı ayrıcalıklar karşı ortaya çıkmıştır. Azerbaycanda yabancılara tanınan ayrıcalıklar, önemli rahatsızlık kaynağı olmuştur. 1812-1828 anlaşmaları ile Azerbaycanın yarısı Rusyaya devredilmiştir. Bu tarihten sonra İranın Azerbaycanı, Rusyanın etki ve nüfuz alanına çevrilmiştir.
Kaçarlar, sürekli yabancılara imtiyaz tanımaktaydılar. Verilen ayrıcalıklar, İranın her tarafında rahatsızlığa neden oluyordu. 1870de daha sonraları ünlü bir haber ajansının sahibi durumuna gelecek olan İngiliz işadamı Baron de Reutere İranın tüm kaynaklarından faydalanma hakkı tanınmıştır. Ayrıca, 1890da Major Talbot, 50 yıllık bir süre için tütün üretim, satım ve ihraç hakkı tekelini kazanmıştır.[1]
Verilen ayrıcalıklar İran genelinde rahatsızlığa neden olmaktaydı.Özellikle Talbota verilen tütün tekeli hem mollaları, hem de halkı çok kızdırmıştı. Tebrizde ayaklanmalar patlak vermişti. Şirketin memurlarının kente girişini engellemek için ayaklanan halk, yolları kapatmıştı. Bir grup eylemci ise, Aşure Günü yabancı memurları öldüreceğini ilan etmişti. Nasıreddin Şah, ayaklanmacıları cezalandırmak için ferman çıkarmış, ancak halktan gelen tepkiler karşısında fermanı geri çekerek adı geçen şirketin Tebrizdeki faaliyetlerini durdurmuştur.[2]
Bazı yorumculara göre Tebrizde gerçekleşen bu tepkisel olaylar, milli bilincin kitlesel olarak ilk kez ortaya çıkışıdır. Yabancılara tanınan ayrıcalıklar,protestolara rağmen yine de devam etmiştir. Bu ayrıcalıklarla mücadele için İranda siyasi komiteler kurulmaya ve bildiriler yayınlanmaya başlandı.Bunun sonucunda, devlet de baskıcı bir politika izlemeye başladı.
Yukarıda da değinildiği üzere, İranın gümrüğünü ıslah etmek için Nuz başkanlığında Belçikadan üç kişi getirilmiştir. Nuz, Rusyanın lehine çalışıyordu ve İranlıları dinlemiyordu. Nuz,gümrük vergilerini sürekli yükseltti; bu da büyük rahatsızlık doğurdu. Nuz, molla kıyafetinde bir fotoğrafını yayınlattı. Bu fotoğraf, halk tarafından tepki ile karşılandı. Belçikalı Mösyö Perim, Nuz tarafından Azerbaycan gümrüğünün başkanlığına atanmıştı. Mösyö Perim, Azerbaycanlı tüccarları rahatsız etmekte idi. Tebrizde Mösyö Perim karşıtı bir ayaklanma başladı. Mehmet Ali Mirza, durumun daha da gerginleşmemesi için Mösyö Perimi Tebrizden uzaklaştırdı.[3]
Tahranda meşrutiyet fermanı ilan edilmiş, seçim tüzüğü yazılmaya başlanmıştı. Ancak meşrutiyetin siyasal sonuçları, Azerbaycanda görülmemiştir.[4] Çünkü, Azerbaycan valisi ve Kaçar Hanedanının veliahtı Mehmet Ali Mirza, meşrutiyetin Azerbaycanda yürürlüğe girmesini engellemiştir. Bunun üzerine Tebrizde Azerbaycan halkı protestolara başladı. Tebrizden bir grup din adamı ve tüccar, İngiltere Konsolosluğuna gittiler ve orada bu durumu protesto etmeye başladılar. Tebrizdeki ayaklanma din adamı olan Seyid Haşim ve Mirza Hasen Ağa Müctehit tarafından başlatıldı. Pazar çalışanları , Mehmet Ali Mirzanın baskısı nedeni ile protestoya katılmaya çekiniyordu. Bu nedenle protestocular silah kullanarak pazarı kapatmaya zorlandılar.[5] Pazarın kapanması, protestonun genişlemesine neden oldu. Zaman geçtikçe, kentin ünlü ve etkin din adamları ve tüccarları da bu harekete katılmaya başladılar. Bir grup tüccar, bu protestonun sponsorluğunu üstlendiler. Bu doğrultuda İslam meşrutiyetçileri ve Adalet Derneğinin fonlarını (Sendug-e Mesaref-e Encumene-e Edalet ve Meşrute-e Hahan-e Esalam) oluşturdular.[6] Mehmet Ali Mirza, fiyatı çok yüksek olan ekmeğin fiyatını düşürdü. Amacı halkın meşrutiyetçilere yakınlaşmasını engellemekti. Diğer taraftan Mehmet Ali Mirzaya bağlı olan askerler de protestoculara yakınlaşmak istedi.[7] Mehmet Ali Mirzanın protestocuların isteğini kabul etmesi on gün sürmüştür.[8]
On gün süren bu ayaklanma ,Azerbaycanda yeni bir sosyal ve siyasal ortamın oluşmasına neden olmuştur. Söz konusu günler içinde halk ilk defa Meşrutiyet özgürlük ve adalet kavramları ile tanışmıştı. Diğer taraftan bu on gün içinde Tebrizde sürekli görülen din ve fırka çatışmaları sona ermiş ve halk bütünleşmeye doğru ilk adımını atmıştır.[9] Tebrizde sık sık görülen ve Şiiliğin farklı yorumlarından kaynaklanan dinsel çatışmalar sona ermiştir. Türkçe eğitim yapan okullar kurulmaya başlanmış, eğitim çalışmaları hız kazanmıştır. Türkçe basın, kısa sürede gelişmiştir. Yeni siyasal örgütlenmeler başlamıştır. Halk, geniş çapta meşrutiyet hareketine katılmaktaydı. Meşrutiyet halk için iphamlı bir kavram anlamına gelmekteydi: Et ve ekmeğin ucuzluğu ve bolluğu, Azerbaycanlıyı Kafkasyaya götüren işsizliğin bitmesi ve ağır vergiler altında ezilen çiftçinin yaşamını iyileştiren bir yasal düzen.[10] Bütün bu sosyal ve ekonomik talepler siyasal düzeyde Meşrutiyet istemi ile sonuçlanmıştır.
[1] Philip Marshall, İranda Devrim ve Karşı Devrim, İstanbul, Zed Yayınevi, 1994, s. 11.
[2] Medeni, a.g.e., s. 24.
[3] Kesrevi, Tarihi Engelabe Meşrutiyeti İran, s. 86-87
[4] Hac Mehmet Bager Vicviye, Belvay-e Tebriz, Tahran, Simorg Yayınevi, 1347, s. 13
[5] Vicviye, a.g.e., s. 13
[6] Absulhuseyin Nahidi Azer, Conbeşe-e Azadistan, Tebriz, Ahter Yayınevi, 1379, s. 47
[7] Kesrevi, Tarihi Engelabe Meşrutiyeti İran, s. 199
[8] Kesrevi, Tarihi Engelabe Meşrutiyeti İran, s. 53
[9] Kesrevi, a.g.e., s. 199-200
[10] Afary, a.g.e., s.111
6 kişiden oluşacaktı. Encümene-e Eyaleti ve Vilayeti olarak bilinen bu kuruluş; seçimleri denetlemek, şikayetlere cevap vermek ve vergi toplamak ile yükümlüydü.[1]
Ayaklanmayı sona erdirmek için Azerbaycanda da meşrutiyet fermanı yürürlüğe girmiş ve Tebrizde Encümen-e Milli Tebriz kurulmuştur. Bu encümen meşrutiyette kurulan birinci encümen olarak tarihe geçmiştir. Encümen-e Tebriz, ilk kurulduğunda 20 üyeden oluşmaktaydı ve Encümene-e Milli ismini taşımaktaydı.[2] Encümen-e Milli ismi Tahrandaki milliyetçiler içinde rahatsızlık yaratmıştır. Bu nedenle,Tahrandaki Meşrutiyetçiler Encümene-e Tebriz ismini kabul etmiştir.[3] Tebrizde her mahalle bir Encümen başlığı altında örgütlenmiştir. Encümene-e Tebrizde alınan kararlarda her mahalle etkiliydi.[4] Encümen-e Tebriz,12 saygın ve etkili tüccar ve din adamından oluşmaktaydı. Encümen-e Tebrizin ilk başkanı Hac Mehdi Küzekeneni idi. Zengin ve ünlü işadamı Hac Mehdi Küzekeneni, Tebrizdeki meşrutiyet hareketini finanse eden ve yöneten en önemli kişiler içerisindeydi.[5] Bu encümenin ilk görevi, seçimler için hazırlık yapmaktı. Encümen-e Milli Tebriz sadece seçimlerin düzenlenmesi ile değil, başka toplumsal ve siyasal işlerle de ilgilenmeye başlamıştır:
· Encümen, halk ile doğrudan bağlantı kurmaya başladı. Halka tüm kararlarını açık ve net bir şekilde bildirmeye başladı,[6]
· Halkın tüm sorun ve şikayetlerini çözmeye hazır oldu. Bu doğrultuda önemli işler yaptı,[7]
· Encümen, Azerbaycan Eyaletinde önemli bir sorun olan et ve ekmek fiyatlarını denetlemeye ve düşürmeye başladı,[8]
· Encümen, halkın ekonomik sorunlarını çözmek için işyeri açmaya başladı,[9]
· Encümen isimli bir gazete çıkarmaya başladı,[10]
· Tebrizde ilk protestolar din adamları tarafından gerçekleştirildiği için şeriatın yayılması ihtimali mevcut idi. Protestoları başlatan Mir Haşem ve İmamcuma, hareketi başlattıkları için liderlik ve üstünlük peşindeydi. Mir Haşemin kendi silahlı birliği vardı. Bu silahlı birlik ile halkı rahatsız ediyordu. İmamcuma, Vali Mehmet Ali Mirzadan sonra ikinci güç sayılıyordu. Meşrutiyet Fermanı ilan edildikten sonra yeni iddialara girmişlerdir. Meşrutiyetçiler, biraraya gelerek bu iki kişinin Tebrizden ayrılmasına sebep oldular. Bu olay, Tebriz Encümeni tarafından düzenlenmiştir.[11] Mehmet Ali Mirza ile işbirliği içinde olan Seyid Haşem ve İmamcuma gibi din adamlarını Tebriz kentinden çıkartmıştır.
· Encümen-e Tebrize bağlı Fedai ve Mücahit isimli askeri birimler kurulmuştur.
Encümen-e Milli Tebrizin siyasi beynini Merkez-e Gaybi adlı teşkilat oluşturmaktaydı ve iki kurum arasındaki ilişki çok gizliydi. Meşrutiyet Devrimine katılan Ahmet Kesrevi, yaptığı değerlendirmede Encümen-e Milli Tebrizde birkaç molla ve tüccar yöneticinin pozisyonunda gözükmekle birlikte gerçek gücün Merkez-e Gaybide olduğunu ileri sürmektedir.[12] Merkez-e Gaybi, Neriman Nerimanovun desteklediği Güney Azerbaycanlılar tarafından kurulduğu ileri sürülen İçtimayon Amiyonun (Sosyal Demokrat Parti) kod ismi sayılabilir. İçtimayon Amiyon Partisi, 1905 yılında Baküde Güney Azerbaycanlılar tarafından kurulmuştur. Bu parti, Rus Sosyal Demokrat Partisinin tüzüğünü kendi tüzüğü olarak kabul etmiştir.
Parti, Güney Azerbaycanda Ali Mösyö, Hacı Rutsal Sedginıv ve Ali Davacının başında olduğu on bir kişilik bir grubun yönetiminde Merkez-e Gaybi ismi ile çalışmaya başlamıştır. Merkez-e Gaybinin lideri, Kerbelay-ı Alidir. Ali, Fransız dili ve siyasi edebiyatını bildiği için Ali Mösyö adı ile tanınmıştır.[13]
Merkez-e Gaybide Azeri toplumunun bütün sınıflarının temsilcileri biraraya gelmiştir. Silahlı mücadele yöntemini benimseyen parti, Rus Sosyal Demokratlarından silah temin etmiştir. Merkez-e Gaybi, Mücahit adında silahlı bir grup kurmuştur. Mücahitler, meşrutiyetin savunucusu haline gelmiştir.
Azerbaycan halkından Mücahitlere büyük katılım olmuş ve katılan gönüllüler savaş eğitiminden geçirilmiştir. Mücahit örgütünün kuruluş nedeni, Güney Azerbaycan milliyetçilerinin Mehmet Ali Mirzaya güvenmemeleri ve Mehmet Ali Şahın bir gün Meşrutiyete karşı çıkacağı fikrinde olmalarıydı. Kuzey Azerbaycanlı milliyetçiler ile Güney Azerbaycanlı Mücahitler, bu dönemde meşrutiyeti korumak için beraber çalışmışlar ve Kafkas Mücahitleri diye adlandırılmışlardır. Güney-Kuzey Azeri ittifakına mensup kişiler, sol eğilimli ve dine karşı açık tepkilerde bulunan kişilerdi. Bu işbirliği Güney Azerbaycanda milli bilincin pekişmesinde büyük rol oynamıştır.[14]
[1] Refiyi, a.g.e., s.27
[2] Nahid Azer, a.g.e., s. 47
[3] Refiyi, a.g.e., s.39
[4] Nahid Azer, a.g.e, s. 47-48
[5] Refiyi, a.g.e., s. 42
[6] Refiyi, a.g.e. ,s. 63
[7] Refiyi, a.g.e., s. 63,64
[8] Nahid Azer, a.g.e., s. 48
[9] Nahid Azer, a.g.e., s. 48
[10] Nahid Azer, a.g.e., s. 48
[11] Afary, a.g.e., s. 124
[12] Kesrevi, Tarihi Engelabe Meşrutiyeti İran, s. 165
[13] Kesrevi, a.g.e., s.167
[14] Kuzey Azerbaycan her zaman Güney Azerbaycanı etkilemiştir. Meşrutiyet devriminde (1906) ve Hiyebani hareketinde (1920) Güney Azerbaycanda çalışan işçiler sosyal demokrat düşünceyi Azerbaycana aktarmışlardır. 1945 milli hükümet döneminde her iki Azerbaycan çok sıkı işbirliği içinde olmuşlar, kuzey Azerbaycan Mir Cefer Bağıraf yönetiminde Güney Azerbaycana yardımcı olmuştur. 1988den başlayan Sovyetler Birliğinin çöküşü sonucu Kuzey Azerbaycan milli hareketin yükselişi Güney Azerbaycanı etkiledi. Özellikle Elçibeyin Güney konusunda yaptıkları çok önemlidir. Bu dönemden sonra Vahit Azerbaycan düşüncesi siyasal düzeye getirildi ve Elçibey bu fikrin hem ideolog hem de önderi durumuna geldi.
Azerbaycanın gerçek yöneticisi haline gelmiş ve Mehmet Ali Mirza, Encümeni devirmek için çalışmalara başlamıştı. Meclis seçimleri sona erdikten sonra Mehmet Ali Mirza, Encümene-e Tebrizin çalışmalarına son vermek istemiştir. Mehmet Ali Mirza, 4 Kasım 1906da Encümene-e Tebrize şöyle bir mesaj göndermiştir: Encümeni kapatın. Encümen, halkın problemleri ile ilgilenmesin. Konuşmacılar, Meşrutiyet sözünü kullanmasınlar... Fiyatlar ile de uğraşmasınlar.[1] Mehmet Ali Şah, bu mesajla açıkça Encümen-e Tebrizin kapanmasını istediğini belirtmiştir. Encümen-e Tebriz, bu fermanın ardından halkı toplamış ve halkın düşüncesini sormuştur. Halk, Encümenin kapanmasına izin vermeyeceklerini bildirmiştir. Mehmet Ali Mirzaya karşı protestolar sürmüş ve sonunda Mehmet Ali Mirza, Encümene-e Tebrizin varlığını tanımak zorunda kalmıştır.[2] Mehmet Ali Mirzanın Encümen-e Tebrizitanıması, Azerbaycan eyaletinde Encümen-e Tebrizi tek yönetici haline getirmiştir.
Güney Azerbaycan milletvekilleri, Tahranda 1906 Ekiminde açılan I. Dönem Meclise Mehmet Ali Mirzanın önlerine çıkardığı engellerden dolayı geç katılmışlardır. Bu arada Tahrandaki meclis anayasa metnini hazırlamıştır. Ancak anayasa üzerinde tartışmalar devam etmekteydi. Azerbaycan milletvekillerinin en ünlüsü Seyid Hasan Takizade idi. Seyid Hasan Takizade, 1878de Tebrizde doğmuştur. Dini eğitim alarak molla olmuştur. Dini eğitim almasına rağmen Anayasanın Mütemmemin tartışmasında şeriata dayalı bir devlete karşı çıkmıştır. Tekizade, Tebrizlilerin bakış açısını Encümene yansıtmaktaydı. Din adamlarının konumu tartışılırken Azerbaycan milletvekilleri, siyaset ve dinin birbirinden ayrı olması gerektiği tezini savunmuşlardır.[3]
Anayasa Mutemmemi hazırlandıktan sonra, hazırlanan metni Mehmet Ali Mirza imzalamak istememiştir.Bunun üzerine 20,000 Tebrizli protesto kararı almıştır. Tahrana bir tehdit mektubu gönderdiler. Bu mektupta hazırlanan metin imzalanmadığı takdirde Azerbaycan İranda ayrılacaktır yazılıydı.[4] Azerbaycandan 300 bin silahlı Mücahit, meclisi korumak ve savunmak için seferber edildi. Mehmet Ali Şah, durumun daha fazla gerginleşmemesi için hazırlanan anayasa metnini imzaladı.
Azerbaycanlıların diğer önemli hareketi Eminulsultana düzenlenen suikast eylemidir. Meşrutiyet hareketinin düşmanı olarak bilinen Sadrazam Eminulsultan, Abbas Seraf Tebrizi isimli Tebrizli bir tüccar tarafından öldürülmüştür. Abbas Serraf Tebrizi suikast eyleminin hemen ardından Meclis önünde kendini de öldürmüştür. Abbas Serraf Tebrizinin Haydar Han Emoğlunun direktifi ile bu eylemi gerçekleştirdiği bilinmektedir.
15 Aralıkta Mehmet Ali Şaha bağlı bir grup, Tahranda ortalığı karıştırmak istemiş, bu olaya Tebrizliler çok sert tepki göstermiştir. Azerbaycan Encümenine bağlı yedi bin kişi, meclisi savunmak için görevlendirilmiş,bunun üzerine Mehmet Ali Şah yine geri adım atmıştır.[5]
2.Meşrutiyeti Koruma Dönemi (1908-1930)
Mehmet Ali Mirza, toprak ağaları ve bazı mollalar, toprak mülkiyeti değişimini öngören Anayasa Maddelerine karşı çıkmışlardır. Milletvekilleri karşı görüşte direnince meclis binası, 23 Haziran 1908de ordu birlikleri tarafından topa tutulmuş ve Meşrutiyet Döneminde Azerbaycan Valiliğinden Şah mevkiine yükselen Mehmet Ali Şahın baskısı sonucu kapatılmıştır. Mehmet Ali Şah, sadece meclisi değil,meşrutiyete bağlı olan bütün kurumları kapattırmıştır.
Mehmet Ali Şah, meşrutiyeti kaldırmak için ilk önce Güney Azerbaycanda kontrol sağlamak gerektiğini anlamıştır. Diğer yandan Tahrandaki mutlakiyetçi anlayışa karşı olan Azeri milli-demokratik hareketi, Sattar Han ve Bağır Han tarafından yönetilmekteydi. Merkez-e Gaybi ve Encümen-e Milli Tebriz gibi kurumlar Azerbaycanda meşrutiyetin temelini atmış ve meşrutiyeti kurmak için teşkilatlanmışlardır. Ancak, Tahranda meclisin topa tutulmasından ve meşrutiyetin feshedilmesinden sonra Sattar Han ve Bağır Han liderliği ellerine almıştır. Meşrutiyet Hareketine katılan Ahmet Kesrevi şöyle demektedir: Meşrutiyet Hareketini Tahran yarattı, ancak gelişimini Tebriz üstlendi.[6] Tahran, Mehmet Ali Şaha teslim olmuştu. Tebriz ise,teslim olmayacağını ve Meşrutiyet Hareketini sonuna kadar savunacağını bildirmişti.
Mehmet Ali Şah, Azerbaycan valisi Muhberulsaltandan Meşrutiyet Hareketine son vermesini istedi. Muhberulsaltana halk çok sert tepki verdi. Halk ve devlet yetkilileri arasında mücadele başladı. Muberusaltan, başarısız olduğu için görevinden azledildi. Aynuldovle ,Azerbaycan valisi olarak atandı.
Aynoldovlenın Azerbaycan valiliğine atanması, yeni ve büyük bir savaşın başlangıcı anlamına gelmekteydi. Tebrizdeki Meşrutiyetçiler, Merkez-e Gaybi ve Encümen-e Tebriz tarafından silahlandırılmışlardı. Bu dönemdeki Tebriz hareketi, Sattar Han ve Bağır Han tarafından yönetilmekte idi.
[1] Vicviye, a.g.e., s.13
[2] Nahid Azer, a.g.e., s. 51-52
[3] Meşrutiyet devrimini anayasasında Fars dili resmi dil olarak tanınsa da, Encümen-e eyaleti ve Encümen-e Vilayeti kanunu ile başka dil ve kültürlere hak tanınmıştır. Encümen-e Eyaleti ve Velayeti yasasına göre her bölge kendini yönetme hakkına sahip olabilirdi. Meşrutiyet devriminden sonra Encümen-e Eyaleti ve Velayeti kanununa dayanarak eyalet encümenleri kuruldu. Bu encümenler halk tarafından seçilirdi ve eyalet yönetimini denetleme hakkına sahipti.
[4] Kesrevi, Tarihi Engelabe Meşrutiyeti İran, s. 305, 519
[5] Abrahimiyan, İran Beynode Engelab, s. 120.
[6] Ahmet Kesrevi, Tarihi Engelabe Meşrutiyeti İran, s. 178
Sattar Han, at satıcısıydı ve Tebrizin Emirhiz Mahallesinin kabadayısı olarak bilinmekte idi. Hiçbir eğitimi olmayan Sattar Han, Tebriz Ayaklanmasının lideri konumundaydı. Bager Han ise, Tebrizin Hiyaban mahallesinden idi. Bağır Han da eğitimsizdi ve inşaat işinde çalışan bir işçisi idi.
Aynuldövle, Horasanda olduğu için Tebrize gelmesi birkaç gün sürebilirdi. Aynuldövle, Rehim Han Çelebiyanlıdan Tebrize gitmesini istedi. Rehim Han, Tebriz kentine kolayca girebilmek için Mücahitlere ve halka zarar vermeyeceğine dair söz verdi. Böylece hiçbir direnç ile karşılaşmadan Tebrize girdi.Ancak, Rehim Han Tebrize girdikten sonra verdiği sözün aksine halkı yağmalamaya ve Mücahitlere saldırmaya başladı. Fakat,Mücahitler karşısında yenilgiye uğrayan Rehim Han, Tebrizden çıkmak zorunda kaldı.
Rehim Han Çelebiyanlunun yenilgisinin ardından Tebrize bağlı Mernd kentinin ağası Şuca Nezam, Tebrize saldırma emri aldı. Saldırı emrini Mehmet Ali Şahtan alan Şuca, Nizamda yenilgiye uğradı.
Aynuldövle, Tebriz kenti yakınlarına yerleşti. Tebriz Mücahitleri ile görüşmek için temsilci gönderdi. Tebrizliler, Aynoldovlenin temsilcilerine iki yıldır Meşrutiyet Devrimi gerçekleşmiş ve Şah Anayasaya ters olarak Meclisi topa tutmuş ve kapatmıştır. Bizim isteğimiz Şah Meclisin açılmasına izin versin ve Şuca Nizam, Zerğam Han ve Rehim Han Çelebiyanlu mahkemeye verilsin cevabını verdiler.[1] Aynuldövle ordusuna Makudan yola çıkan 3 bin asker de eklendi. Maku ordusu, Tebrize geldikten sonra Aynuldövle 24 Kasımda savaşı başlattı. Mücadele, 15 gün sürdü. Bu savaşta devletin ordusu, kentin içine girmeden kenti bombaladı. Ancak Aynuldövle, ilk savaş girişiminde başarısız oldu. Mehmet Ali Şah, Aynuldövlenin başarısızlığını gördü ve Tebrizin direncini kırmak için yeni birlikler gönderdi. Elinde bulundurduğu tüm orduyu Tebriz direnişini kırmak için seferber etti. Azerbaycan Eyaleti içinden de devlete bağlı olan kişiler, bu orduya katıldılar. Mehmet Ali Şah, orduya yeni silahlar da gönderdi. Aynuldövle, yaptığı tüm saldırılarda başarısız oldu. İstifa etmeye kalkışan Aynuldövle, Mehmet Ali Şah tarafından görevinden alındı.
Üçüncü savaş döneminde Aynuldövle ve Semed Han komutasındaki ordular, Tebrizi kuşattı. Bu kuşatma sonucu Tebrize her türlü giriş-çıkış durduruldu. Tebrize hiçbir yerden yiyecek ve içecek giremedi. Kışın en ağır zamanı olan bu günlerde Tebrizde kıtlık ve açlık baş gösterdi. Halkın bir çoğu açlıktan öldü. Kışın son aylarında halk, ot yemeye başladı. Tebrizdeki kıtlık ve açlık, kent içinde yaşayan yabancıların da canını tehlikeye sokmuştu. Halk ağaçları kesip yakıyordu. Saatar Han, ekmek fiyatını sıkı bir şekilde kontrol ediyordu. Bir ekmekçinin ekmeği fiyatından fazlaya sattığı için öldürüldüğü söylenmektedir. Tebrizde bulunan Rus ve İngiliz Konsoloslukları, olayları sürekli Tahrana rapor ediyorlardı. Tahranda Rus ve İngiliz Büyükelçileri, savaşı bitirmesi için Şaha baskı yapmaktaydılar. Şah ise, bunu kabul etmiyordu. Diğer taraftan Şahtan Tebriz halkına yardım olarak buğday göndermesini istediler. Gönderilen buğday, meşrutiyetçilere değil halka dağıtılacaktı. Şah bu önerileri de kabul etmedi.Bunun üzerine İngiliz ve Rus Büyükelçilikleri, yabancıların Tebriz Kentinden devlet ordusu korumasında çıkartılmasını önerdiler. Şah yine kabul etmedi. Şahın direnişi karşısında Rusya, yabancıları kurtarmak için Tebrize saldıracağını bildirdi. Bu haber, Mehmet Ali Şahı korkuttu.
Bahtiyariler aşiretinin lideri Serdar Esed ve Reşt kentinde yaşayan Mehmet Veli Han Tonekabani, Tebriz halkını desteklemek için silahlı eylem kararı aldılar. Mehmet Ali Şah, bu karardan korkmuş ve yeniden meşrutiyeti ilan etmek zorunda kalmıştır. Aynuldövle, Güney Azerbaycana vali seçilmiş, ancak halk Aynoldövlenin valiliğini kabul etmemiştir. Onun yerine İclalümülk, vali vekili olarak seçilmiştir.
Özetle, Güney Azerbaycanda meşrutiyeti geri
getirmek için büyük çatışmalar
yaşanmıştır. Azeri milli-demokratik hareketi, geniş bir
halk desteği ile kanlı bir mücadeleden sonra Tahrandaki mutlakiyetçi
anlayışı yenilgiye uğratmıştır. Bu yenilgi,
aynı zamanda Kaçar Hanedanının prestijini de kırmış
ve bu hanedanın tasfiyesini kolaylaştırmıştır. Bu
açıdan bakıldığında Kaçarlara karşı
kazanılan zafer Güney Azerbaycan için bir Pirus Zaferi olmuştur.